Buğra Adil Buyrukcu: Polen ve çöl tozu kâbusu

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Havaların ısındığı, doğanın yeniden canlandığı bahar aylarını birçoğumuz heyecanla ve mutlulukla karşılıyor.

Ancak alerjisi olanlar için ilkbahar ayları kâbusun da başlangıcı olabiliyor. Polenlerin yanı sıra bugünlerde ülkemizi etkisi altına alan çöl tozu sorunu da hem alerjisi olanlara hem de akciğer ve kalp hastalarına zorlu günler yaşatacak gibi duruyor.

Dünya nüfusunun yüzde 40’ını etkileyen alerjik hastalıkların tam da zirve yaptığı dönemdeyiz. Bunun nedeni ise elbette ki havada yayılan ağaç, çiçek ve çimenlerin oluşturdukları polenler. Eğer bu sıralar ateşiniz olmadığı halde boğazınız ağrıyorsa, sabahları yorgun uyanıyorsanız, burnunuz sürekli kaşınıyorsa, gözlerinizde akıntı oluşuyorsa ve üst üste hapşırıyorsanız, geçmiş olsun! Bahar alerjiniz başlamış demektir. Bilindiği üzere alerji, basit tanımıyla normalde zararlı olmayan maddelere karşı vücudun verdiği abartılı cevaptır. Alerjik kişiler, bazı maddelere karşı oldukça hassastır ve bunun sonucunda da bağışıklık sistemi kontrolden çıkarak, kaşıntı, kızarıklık, şişme, göz yaşarması, burun akıntısı ve hapşırma gibi şikâyetlerin ortaya çıkmasına neden olur. Bu belirtiler, çoğunlukla soğuk algınlığı ile karıştırılır. Bu karmaşa, çoğu zaman hastalığın tanısının koyulmasını geciktirmektedir. Erken tanı, her hastalıkta olduğu gibi alerji durumunda da oldukça önemlidir. Çünkü bahar alerjisi, tedavi edilmediği ve tedbir alınmadığı zaman kronik bir hale gelerek, astıma yol açmaktadır. Bu nedenle belirtilerin iki haftadan fazla devam etmesi durumunda bahar alerjisinden şüphelenilmeli ve vakit kaybetmeden bir doktora başvurulması gerekir.

Buğra Adil Buyrukcu’nun yazısı