Fransa–Honduras: Anadolu ekolü (!) Dünya Kupası'nda

 

Ekrem EkiciEKREM EKİCİ

ekrem.ekici@gmail.com

2010 Dünya Kupası’nda yaşanan facianın ardından Didier Deschamps önderliğinde ağır tadilattan geçerek kirinden, pasından ve çürümüş parçalarından kurtulan, bu genç ve hırslı kadroyla ne yapacağı merakla beklenen Fransa, E Grubunun ikinci maçında kasap ve marangoz çıraklarından kurulduğunu anladığımız Honduras karşısında sahne aldı.

Tekmelerden kaçabildiği ve kapanan, futbolu çirkinleştiren her takıma karşı yapılması gerektiği gibi, kanatları kullanabildiği anlarda bulduğu gollerle 3-0’lık net bir galibiyet alan Maviler, averajla grubunda liderlik koltuğuna oturmuş oldu.

Stoperlere iş düşmedi

Fotoğraflar: Reuters
Fotoğraflar: Reuters

 

Maçın ilk 15 dakikası Honduras’ın fizik kuvvetini maksimum düzeyde kullanarak uygulamaya çalıştığı şok prese karşılık Fransa’nın oyunu geniş alana yayarak rakibinin direncini kırma ve formasyonunu bozma girişimleriyle geçti. Raphael Varane-Mamadou Sakho ikilisinden oluşan stoper hattına neredeyse doğru dürüst iş bile düşmedi diyebiliriz (öyle ki Fransa kalecisi Lloris’in ‘yokları’ oynadığını söylemek mümkün).

Akçaabat Sebatspor versiyonu

İlk yarının üçte birlik bölümü geride kalırken, Fransa pres karşısında ayağa paslarla yavaş yavaş Honduras orta sahasının pilini bitirmeye başlıyordu. Her ne kadar presten kurtulup orta sahada çeşitli varyasyonlar deneyerek sonuca gitmeye çalışsa da Maviler bir Akçaabat Sebatspor versiyonuna karşı oynadıklarının hala farkında olmadığından kanatları kullanmayı bir türlü beceremedi.

Fiziksel dirençleri düştükçe, Honduraslı oyuncular, özellikle Palacios, rakibi sertlikle yıldıran şark kurnazı Anadolu takımı oyununu sahnelemeye başladı. Pogba’ya dalan Palacios hakeme adeta ‘Başkanım beni at’ diyerek yalvarmaya başlamıştı ki 41. dakikada altıpas önünde Benzema’yı kamyon gibi indirerek Fransa’ya istediği her şeyi vermişti: Penaltı, ikinci sarıdan kırmızı, Benzema ve 1-0.

Maçın yıldızı, takımın açık ara beyni ve lideri Valbuena

valbuenaİkinci yarıya kasaplar çarşısından toplama rakibinin 10 kişi kalmasıyla daha rahatlamış ve derli toplu halde çıkan Fransa, Deschamps’ın da devre arasındaki uyandırma çabalarının etkisiyle, kanatlara daha fazla inmeye, sağdan Debuchy ve Valbuena, soldan da Evra ve Valbuena (evet, maçın yıldızı, takımın açık ara beyni ve lideri Valbuena her yerdeydi) ikililerinin bindirmeleriyle kasap çıraklarını sağlı sollu sersemletmeye başladı – belli ki Spor ‘Toto’ Süper Lig, Bank Asya 1. Lig maçları Honduras’ta iyi rating yapıyormuş.

Allahın sopası yok dedirten kaleci

fransa-honduras
Benzema gollerle başladı.

Nitekim maçın 48. dakikasında sağ kanattan Valbuena’nın ortasına gelişine vuran Benzema’nın direkten dönen topunu yumurtlamayı başaran Honduras kalecisi Allahın sopası yok dedirtti: 2-0. Gol çizgisi teknolojisinin de yardımıyla ‘Top çizgiyi geçti mi geçmedi mi?’, ‘Oynat uğurcum’ gevezeliklerine de gerek kalmamış oldu. Bu arada top çizgiyi geçtiği anda hakemin kolundaki saate otomatik mesaj gönderen teknolojinin dolaşıma girdiğini de belirtmeden geçmeyeyim.

72. dakikada Sagna’yı kulübeye postalayan yeni nesil sağ bek Debuchy’nin defanstan seken füzesi, sağ çaprazdan Benzema’nın önüne düştü ve Benzema yakalamışken çok sert yapıştırıp tavana astı: 3-0.

Honduras mezbahasından mucize eseri kazasız belasız

 

Artık iyice rahatlayan genç Fransa ekibi orta sahada daha fazla top çevirmeye, Valbuena’nın yerine oyuna giren Giroud ile çift forvetli 4-4-2 varyasyonunu denemeye başlıyordu. Bu dakikadan itibaren İsviçre maçını düşünmeye başlayan Fransa oyunu yavaşlattıkça yavaşlattı ve Honduras mezbahasından mucize eseri kazasız belasız kurtulmayı bildi.

Maçın yıldızı: Mathieu Valbuena.