AYŞEGÜL KASAP
aysegulkasap@diken.com.tr
@aysegul_kasap
Kahramanmaraş depremleri fay yasası tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
Söz konusu yasa teklifi, fay hatları ve fay zonlarında yapılaşmanın önüne geçilmesini hedefliyor. Ama yasa ‘beton kafa’ya takılıyor.
Türkiye fay haritasına göre Kahramanmaraş ve Hatay’ın içinde aktif fay hattı var. Bu iki şehir depremlerde en ağır yıkıma uğrayanların başında geliyor.
Jeoloji mühendisi Şanver İsmailoğlu yasanın önemini Diken’e anlattı: “Fay yasası yürürlükte olsaydı en azından bu yıkımın çok önemli bir kısmı olmamış olurdu. Fay zonunun etki ettiği binalar bu kadar hasar almayacaktı.“

CHP fay yasası teklifini Meclis’e getirmişti ama AKP ve MHP oylarıyla reddedilmişti. CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel İzmir’de 2021’de meydana gele 6,6 büyüklüğündeki depremden sonra tüm partilere şöyle seslenmişti: “Fay yasasının arkasındayız. TMMOB’u dinleyin, üniversiteleri dinleyin, sivil toplumu dinleyin, herhangi bir ayın herhangi bir kara gününde yine bir deprem alanında ‘Unutursak kalbimiz kurusun’ demeyelim. Bu sefer unutmayalım, ders alalım.”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a, “Bırakın bu beton kafalılığı” diye seslenmişti.
Jeoloji Mühendisleri Odası’nın bulgularına göre depremlerde en fazla can ve mal kaybı aktif fay hatları ya da fay zonu üzerindeki yerleşim yerlerinde.
2012’de MTA Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı ‘Türkiye Diri Fay Haritası’na göre 24 şehir, 115 ilçe ve 500’den fazla köy doğrudan aktif fay zonu üzerinde.
5,5 ve üzeri deprem üretebilecek 486 diri fay veya fay segmenti var.
Depremin en çok vurduğu Kahramanmaraş ve Hatay’ın içinden de geçen aktif fay hattı var.

ABD’de 1970’de yasa çıkarıldı
Avrupa Birliği yapı standartlarına göre fay hattı ve fay zonunda inşaat yasak. Yine aynı şekilde ABD’nin Kaliforniya eyaletinde 1970’de çıkarılan ‘fay yasası’na göre inşaat yasağı söz konusu.
Jeoloji mühendislerine göre Türkiye’de bu yasanın çıkmasının önündeki engel ‘beton lobisi’: “Sorun fayda değil, sorun beton kalitesinde denilerek her yönetmelikte buna ilişkin düzenlemelerin yapılması ve gerekli tedbirlerin zamanında alınması engellenmiştir.”
Zemin denetlenmeden binalara onay veriliyor
2020 tarihli Elazığ ve Van Başkale depremlerinde de de Doğu Anadolu Fay Zonu üzerindeki binalar ayakta kalamamıştı.
Yani depremi felakete dönüştüren en önemli etkenlerden biri yapının üzerine oturduğu zeminin jeolojik ve jeoteknik analizlerinin yapılmaması. Ki bu yasal hüküm altına hala alınmadı. Yani yapı denetiminde mimari, statik, elektrik, makina projeleri denetleniyor ama zemin ve temel etüdü denetlenmiyor.
Fay yasasıyla beraber yapı denetim sistemini ‘bina inşasının denetimi’ne indirmek isteyenler frenlenecek. Etüt proje kapsamında jeolojik ve jeoteknik araştırmalar da denetim sürecine tabii tutulacak.

Yıkıcı dört neden
Bilimsel ve teknik araştırmalara göre yapılar dört nedenden dolayı depremlerde
yıkılılıyor:
- Zemine araştırmalarının amacına uygun yapılmaması ve yerinde denetlenmesi,
- Bina taşıyıcı sistem yapısı ve geometrisinin günün standart ve normlarına göre hazırlanmaması,
- Yapı inşasında kullanılan malzeme ve işçiliğin günün standart, norm ve yasal düzenlemelerine göre yapılmaması ve kontrol edilmemesi
- Zemin araştırmalarından başlayarak yapıların etüt ve projeleri ile yapı üretim süreçlerinin fenni mesul yapı denetim kuruluşları ve ruhsat veren kurumlar tarafından denetlenmemesi. Yani belediye ve valilikler tarafından denetlenmemesi.
Fay hattında yüksek enerji var
1999 depremlerinde Türk Mühendis ve Mimarlar Odası Birliği’nin (TMMOB) yürütme kurulu üyesi de olan Şanver İsmailoğlu fay yasasının önemini şöyle anlattı:
“Fay yasası yürürlükte olsaydı en azında bu yıkımın çok önemli bir kısmı olmamış olurdu. Fay zonunun etki ettiği binalar bu kadar hasar almayacaktı. Sadece konutlar için değil, büyük sanayi yapıları havalanları için de söylüyoruz. Fay geçtiği bir noktada kırık oluşturuyor oradan yüksek enerji çıkıyor ve oradan dağılıyor. Siz enerjinin merkezinde bir hat üzerinde bir binayı neden yapasanız? Demiryollarının durumunu görüyorsunuz 3 metre 5 metre atımlar oluştu raylarda.”

Fay bir delil
Fay yasasıyla birlikte zemin etütlerinin de zorunlu hale geleceğini hatırlatan jeoloji mühendisi şöyle devam etti:
“Yıkılan yerleşim yerlerinde görüyoruz, özellikle Asi Nehri’nin bölgesinde olan sulak alanlarda yıkım daha fazla. Fay bir delil, bu delili gözeterek o ihtimali ortadan kaldırmak gerekli. Fay hattına yerleşme git 100-200 metre ileride yap onu da zemini uygunsa yap.
Biz deprem ülkesiyiz, depreme yönelik olarak birçok tedbir alınmalı ve depremleri oluşturan faylardan başlamak gerekiyor. Fay yasası önemli parametrelerden biri. Sağlıklı kentleşme anlamında bütün adımlar önemli. Çıkarılmasından yanayım.”

12 Kasım’da da aynısı oldu
İsmailoğlu 12 Kasım Düzce depreminin olduğu gece üç arkadaşıyla beraber Ankara’dan yola çıktıklarını ve yerinde inceleme yaptıklarını anlattı: “Kuzey Anadolu Fayı Bolu Tüneli’nden geçiyor. İlk Bolu tünellerine gittik, çünkü fay geçtiği için yıkım bekliyorduk orada. Bakanlık yetkilileri tünelde yıkım yok deyip bizi sokmadılar bölgeye. Biz de açık alanda viyadük ayaklarının olduğu nehir yatağına indik, viyadüklerin ayakları ve üstleri tamamı oynamıştı. Deprem viyadükleri de etkilemişti. Fay hattı geçiyor orada. Biz o dönem tünele değil İstanbul Ankara yolunun güzergahına karşıydık. Anlatamadık. Kahramanmaraş merkezli depremde de aynı şeyi gördük. Fay hattından geçen kara yolları parçalandı.”