Berkant Gültekin: Gökçek hakkındaki soruşturmanın bir dönemin sonuna işaret ettiği söylenebilir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İşin teknik tarafı bir yana, “Gökçek’e dokunulması” başlı başına merak uyandıran bir tartışma. Çünkü Melih Gökçek sıradan bir isim değil. Siyasi kariyerinin genellikle 1994’te Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı seçilmesiyle başladığı kabul edilir ama öncesi de var. Gökçek, 1984’te ANAP’tan Keçiören Belediye Başkanı olarak seçilmiş, beş yıl sonraki seçimleri kaybetmiş, ardından 1991’e kadar Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürü olarak görev yapmış, 1991 genel seçimlerinde ise Necmettin Erbakan’ın daveti üzerine katıldığı Refah Partisi’nden Ankara Milletvekili sıfatıyla Meclis’e girmişti.

Vekilken 1994 yerel seçimlerinde Refah’ın ABB adayı olan Gökçek, seçimi SHP’nin adayı Korel Göymen’e kaybetse de YSK’ye yaptığı itiraz sonucu seçimin 6 bin oy farkla kazananı ilan edilmişti. O gün Gökçek için bir milat oldu. Refah Partisi’nin kapatılmasıyla Fazilet’e geçen, 1999’da bu partiden bir kez daha ABB Başkanı seçilen Gökçek, 2017’de görevden el çektirilene kadar bu görevini sürdürdü.

Gökçek aslında sanıldığı gibi kökenden AKP’li değil. AKP ilk kurulduğunda, partinin Fazilet’in devamı olduğunu söyleyerek uzun süre yeni oluşuma katılmadı. Demokrat Parti’ye girerek merkez sağcı bir ivme yakalamaya çalıştı. Partinin lideri olmak istiyordu. Ancak AKP’nin tek başına iktidara gelişi ve arkasına aldığı rüzgâr, Gökçek’i boşa düşürdü. Gökçek, ABB Başkanlığı görevini sürdürürken, AKP’nin 2’nci kuruluş yıl dönümünün kutlandığı Ağustos 2003’te partiye katıldı. 2004’te bu kez AKP adayı olarak yerel seçimi kazandı.

1994’ten 2017’ye, 23 yılı aşkın süre boyunca ABB Başkanlığı görevini yürüten Gökçek’in adı hep yolsuzluk iddialarıyla gündeme geldi. Çeyrek asra yaklaşan belediye başkanlığı döneminin yarısından fazlasında göğsünde AKP rozeti taşıdı. AKP’nin de Gökçek’ten başka Ankara’da seçim kazanabilen bir adayı olmadı. Gökçek’le ilgili iddialar bugüne kadar hep duvara çarptı. Dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın “Ankara’yı bu yapıya (FETÖ) parsel parsel sattı” sözleri üzerine soruşturma başlatıldı ama o da takipsizlikle sonuçlandı. Çünkü Gökçek’i o zamanlar soruşturmak kolay değildi ve işin ucu başka yerlere çıkabilirdi.

Haliyle bugün Gökçek hakkında başlatılan soruşturmanın bir dönemin sonuna işaret ettiği söylenebilir. Elbette soruşturmanın nasıl seyredeceğini bugünden bilebilmek imkânsız. Ancak şunu net olarak vurgulayabiliriz, bu soruşturma, herkese dokunulabileceği ya da yargının muhalif-yandaş ayrımı yapmadan hareket ettiği anlamına kesinlikle gelmiyor.

Çünkü Gökçek derken, neredeyse 10 yıl önce ıskartaya çıkarılmış, siyaseten fonksiyonu kalmamış, güncel saflaşmalar içinde belirleyici bir pozisyonu bulunmayan, tek faaliyeti sosyal medyada gevezelik yapmak olan, varlığı yokluğuna denk bir isimden bahsediyoruz. Yani, muhalefetin cumhurbaşkanı adayını hapse atmak ya da seçilmiş belediye başkanlarını görevlerinden uzaklaştırmakla, Gökçek gibi bir profile dokunmak siyaseten aynı şey değil. Soruşturmanın sınırları da ona göre çizilecektir.

Berkant Gültekin’in yazısı