Sonunda Limak ve IC İçtaş’ın talan etmek istediği Akbelen Ormanı için direnen Muğla’nın köylüleri de Erdoğan’ın dışlayıcı dilinden nasibini aldı. Geçmişi, geleceği, yaşamı ve toprağı için mücadele eden köylülere Erdoğan, “çevreci marjinaller” sıfatını uygun gördü. Eylemlerin de provokatif olduğunu savunarak köylülere reva görülen şiddete sahip çıktı. Bu aynı zamanda neyin nasıl ele alınması gerektiği konusunda yargıya verilmiş bir sinyaldi. Erdoğan’ın hak dediği hak, provokasyon dediği provokasyondur. Bağımsız yargı bunu bilir, bunu uygular.
Erdoğan açıklamasında, Güney Ege’de kullanılan elektriğin neredeyse üçte ikisinin Muğla’daki termik santraller tarafından üretildiğini ve bu santrallerin ülkenin “milli değeri” olduğunu söyleyerek Avrupa’nın hiçbir yerinde kömürle üretimin artırılmasına karşı çıkılmadığını iddia etti. Almanya’yı, Fransa’yı örnek gösterdi. Oysa bu sözler külliyen yalan. Asıl marjinal de kömürden enerji üretimini hâlâ geçer akçe olarak gören Saray yönetiminden başkası değil.