Ekonomi uzun yıllar boyunca neredeyse tartışmasız kabul edilen basit bir denklem üzerine inşa edildi. Faizler düşerdi, kredi genişlerdi, yatırımlar artardı; üretim canlanır, istihdam büyür, gelirler yükselirdi. Sonuçta toplumun geniş kesimleri bu büyümeden payını alır, refah seviyesi yükselir ve toplumda bu büyüme hissedilirdi.
Bugün ise aynı adımlar atılıyor ama aynı sonuçlar ortaya çıkmıyor. Merkez bankaları faiz indiriyor. Piyasalar likiditeyle besleniyor. Finansal varlık fiyatları yükseliyor. Borsalar rekorlar kırıyor, tahvil piyasaları rahatlıyor, varlık sahipleri kâğıt üzerinde zenginleşiyor.
Ancak sokaktaki insan için tablo bambaşka. Market alışverişi her ay biraz daha pahalı. Kira artışları maaş zamlarını solluyor. Eğitim, sağlık, ulaşım gibi temel kalemler hane bütçesini zorlamaya devam ediyor. İnsanlar “Ekonomi büyüyor” cümlesini sıkça duyuyor ama bu büyümeyi günlük hayatlarında hissetmiyor.
Bu bir algı yanılması değil. Bu, küresel ekonominin sessiz ama derin bir dönüşüm içinde olduğunun işareti. Bir önceki yüzyılın ekonomi reçetesi bu yüzyılda işlemiyor.