Küresel ekonomi yeni bir eşikten geçerken en çok sorulan sorulardan biri şu: Çin yavaşlıyor mu, yoksa bilinçli bir dönüşüm mü yaşıyor? Çin’in ekonomi politikası artık hızdan çok dengeye, ihracattan çok teknolojiye, kredi genişlemesinden çok stratejik yönlendirmeye dayanıyor.
Çin modeli Batı tipi serbest piyasa ekonomisi değildir. Devlet, ekonominin ana omurgasını kontrol eder:
-Bankacılık sistemi kamu ağırlıklıdır
-Stratejik sektörlerde devlet şirketleri baskındır
-5 yıllık kalkınma planları yön belirler
Bu yaklaşım kriz dönemlerinde avantaj sağlar. Ancak özel sektör dinamizmi açısından soru işaretleri yaratır.
Çin’in en kritik hedefi, ABD’ye teknolojik bağımlılığı azaltmaktır. Bunun için başlatılan programlardan biri Made in China 2025 planıdır.
Odak alanlar:
-Yarı iletken üretimi
-Elektrikli araç ve batarya teknolojisi
-Yapay zeka
-Robotik ve ileri üretim
Bugün Çin, elektrikli araç üretiminde küresel liderliğe oynamakta; batarya tedarik zincirinde belirleyici konuma gelmektedir. Bu durum enerji dönüşümü çağında Çin’e stratejik avantaj sağlamaktadır.
Çin ekonomisi bir çöküş hikâyesi yazmıyor. Ancak eski büyüme modeline de dönmüyor. Devlet kapitalizminin güçlendiği, teknoloji yarışının sertleştiği ve jeoekonomik rekabetin arttığı yeni bir döneme giriyoruz.