Basın örgütleri sokağa çıktı: 'Gazeteciler tutsak, foncular özgür'

Basın ve meslek örgütleri, İstanbul dahil en az 10 ilde “Sansüre hayır, habere özgürlük” sloganıyla sokağa çıktı. Yurttaşların da destek verdiği yürüyüşte “Gazeteciler tutsak, foncular özgür” sloganı atıldı.

Fotoğraf: BirGün

İki gün önce yayınlanan Bağımsız İletişim Ağı (BİA) Medya Gözlem Raporu’na göre üç ayda en az yedi gazeteci (Tuğba Tekerek, Ali Tarakcı, Selahattin Günday, Oya Lale Arslan, Fatih Ergin, İrem Delice, Fatma Sibel Gürcihan) ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘MİT Kanunu’na muhalefet’ ve ‘LGBT propagandası’ iddialarıyla tutuklandı.

Bu rapordan hemen sonra gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Arı da tutuklu gazeteciler arasına katıldı.

Bugün basın örgütleri, baskılara karşı Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir, Antalya, Adana, Kocaeli, Van ve Diyarbakır’da eylemdeydi. Gazeteciler bu dokuz kentin yanısıra başka illerde de sokağa çıktı.

İstanbul’da eylemin adresi Kadıköy’dü.

Kadıköy Boğa heykelinden Kadıköy İskelesi’ne yürüyen gazeteciler “Özgür basın susturulamaz”, “Hırsızlar dışarda basın içerde”, “Susma sustukça sıra sana gelecek” sloganları attı.

Ayrıca “Özgür basın susturulamaz”, “Gazeteciler tutsak, foncular özgür” yazılı pankartlar taşındı.

Yürüyüşe DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve YENİ Parti istanbul İl Başkanı Özgür Çelik de destek verdi.

İzmir’deki eyleme katılan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel “Sadece haber alma hakkımızın teminatı olan basın emekçilerinin sonuna kadar arkasındayız. Örgütlü birlikteliklerini kutluyorum. Onlara destek olmaya geldim. Hiçbir siyasi değerlendirme yapmayacağım” dedi.

Fotoğraf: Evrensel

Eylemlerde ‘Artık yeter! Nefes alamıyoruz’ başlıklı ortak açıklama yapıldı. O açıklama şöyle:

“Türkiye’de gazetecilik, iktidarların, siyasilerin ya da sermayenin değil halkın yanında olmaktır!

Bizler, halkın haber alma hakkını savunan, gerçeğin peşinde koşan gazetecileri temsil eden basın meslek örgütleri olarak ilan ediyoruz: Artık yeter! Nefes alamıyoruz!

Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; yalnızca gazetecilerin değil, itiraz eden herkesin sansürle, baskıyla ve cezalandırmayla karşı karşıya bırakıldığı bu düzene sessiz kalmayacağız. Televizyon kanallarına kayyım atanan, haber siteleri erişime engellenen, habercileri tutuklanan, sosyal medya hesapları kapatılan, gazetecilerin adeta bir köle düzeninde çalıştırılıp sosyal haklarının tırpanlandığı bir ülkede basın özgürlüğünden söz edilemez.

Hemen her gün bir basın kuruluşunun ya da habercinin hedef haline getirildiği, yaptığı ya da yapmadığı haber nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, gazetecinin açlıkla boğuştuğu bir ülkede demokrasiden de söz edilemez.

‘Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlü’

Gazetecilik halktan yanadır. İşçinin hakkı gasp edilirken, emekçinin direnişi bastırılırken, kadınlar şiddete uğrarken, gençler geleceksizliğe mahkûm edilirken, yoksulluk büyürken ve kamu kaynakları sermayeye aktarılırken bunları görünür kılmak gazeteciliğin kamusal sorumluluğudur. Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlüdür; iktidarın bilinmesini istemediğini gizlemekle değil.

Gazetecilik siyasi iradenin, sermayenin sesi olamaz! İktidarın ya da siyasi erkin çıkarlarını halkın çıkarları gibi sunan, patronların ekonomik gücünü gerçeğin önüne koyan, siyasi iktidara yakın olmayı mesleki güvencenin teminatı sayan anlayış gazetecilik değil, iktidar ilişkilerinin yeniden üretimidir. Evrensel ilkeler yerine günün siyasal ilkelerine yaslananlar bilmelidir ki, o günün siyasal ‘ilkeleri’ elbet bir gün yok olacaktır.

Bugün bedel ödeyen gazeteciler; iktidarın hoşuna gitmeyen sorular sordukları, kamu kaynaklarının nasıl harcandığını araştırdıkları, yolsuzluk iddialarını haberleştirdikleri, işçilerin direnişini, kadınların hak arayışını, LGBTİ+’ların mücadelesini, gençlerin itirazını ve ezilenlerin sesini duyurdukları için hedef alınıyor. Kimi gözaltına alınıyor, kimi tutuklanıyor, kimi ev hapsine mahkûm ediliyor; kimi işini, gelirini ve mesleğini sürdürme olanağını kaybediyor. Kimi de sansürün ve baskının yarattığı güvencesizlik nedeniyle kendi kendini susturmaya zorlanıyor.

Onlar yalnızca bir haber uğruna bedel ödemiyor. Halkın gerçekleri öğrenme hakkı, kamu gücünün denetlenmesi ve toplumun kendi geleceği hakkında özgürce karar verebilmesi için bedel ödüyorlar. Bu nedenle gazetecilere yönelen baskı, aynı zamanda toplumun gerçeğe ulaşma hakkına yönelmiş bir saldırıdır. Unutulmamalıdır ki; gazetecinin kalemi kırılırsa toplum da karanlığa mahkum edilir. İstenen de budur. Gazeteci yazmasın, toplum gerçekleri öğrenmesin.

Fotoğraf: BirGün

‘Sansür, tutuklama sadece gazetecilerin sorunu değil’

Sansür, otosansür, kapatmalar, tutuklamalar sadece gazetecilerin sorunu değildir. Bu toplumun en temel demokratik haklarının engellenmesi ve haber alma haklarına vurulan bir darbedir. ‘Gazetecilik suç değildir’ diye haykıran onlarca meslektaşımızın bu mesajı iktidaradır ama yurttaşlarımızın da duyması gerekir. Susturulan sizin hakkınızdır. Engellenen sizin gerçeklere ulaşma hakkınızdır. Kapatılan sizin gerçekleri öğrenip politik iradenizi oluşturma hakkınızdır. İşçinin, çiftçinin, esnafın, memurun, kadının, gencin özetle bu toplumun yani sizlerin gerçekleri öğrenmeniz, gelişmelerden haberdar olmanız istenmiyor. Sadece gazeteciler değil siz de susturuluyorsunuz!

Son iki yılda Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve son olarak Halk TV’ye kayyum atanmış ve bu kanallardan yapılan iktidara yönelik eleştirel yayınlar durdurulmuştur. JINNEWS, Mezopotamya Haber Ajansı, KAOS GL haber sitesi erişime engellenmiş ve bu sürecin son halkası Türkiye’nin en çok takip edilen haber sitelerinden biri olan T24 olmuştur. Bunun yanı sıra Evrensel, Kısa Dalga, SolHaber, Yeni Yaşam Gazetesi, Bianet gibi önemli haber sitelerinin sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmiş, birçok haberlerine ayrıca erişim engeli kararları alınmıştır. Onlarca gazeteci ile MLSA ve İFÖD gibi derneklerin hesaplarına erişim engeli getirilmiştir. Ayrıca kamu reklamlarından muaf tutulan, yaşamakta zorlanan Gazete Duvar, TELE2 gibi mecralar ile yüzlerce yerel internet sitesi, gazete ve TV yayın hayatına son vermek zorunda bırakılmıştır. Tüm bunlar toplumun yaşam damarlarının tıkanmasına örneklerdir.

Demokrasi, ifade ve basın özgürlüğü bütün toplumun ana damarlarıdır. Tüm yurttaşlarımızı gazetecilerle dayanışmaya, gazeteciliğe ve habere sahip çıkmaya davet ediyoruz. Sessizliği bozun! Dayanışmayı büyütün! Sansüre karşı yan yana gelin!

Bugün yalnızca iktidarın sansür politikalarını değil, bu baskılar karşısında susmayı, görmezden gelmeyi ve dayanışmadan kaçınmayı da sorgulamak zorundayız.

Kürt gazeteciler susturulurken, muhalif gazeteciler tutuklanırken, bağımsız medya kuruluşları hedef alınırken, kamu yayıncılığı iktidar yayıncılığına dönüştürülürken susanlar; meslektaşlarının uğradığı baskıyı görmezden gelenler, gazeteciliğin ortak geleceğine zarar vermektedir.

‘Tüm meslektaşlarımızı bu mücadeleye dahil olmaya çağırıyoruz’

Gazetecilik, yalnızca kendi başına gelene itiraz etmek değildir. Gazetecilik, kendisiyle aynı düşünmeyen gazetecinin de haber yapma hakkını savunabilmektir. Oto sansürü normalleştirip, sansüre uğrayanın kimliğine, diline, siyasi görüşüne ya da çalıştığı kuruma bakarak dayanışmayı seçmek, mesleki dayanışmayı dar çıkarların sınırlarına hapsetmektir. Bir gazetecinin susturulmasına sessiz kalmak, sıranın bir gün kendisine geleceğini unutmak demektir.

Basın Meslek Örgütleri ve gazeteciler olarak tek talebimiz özgürce mesleğimizi yapmaktır. Bu yolda yalnız kalmak istemiyoruz. Tüm meslektaşlarımızı bu mücadeleye dahil olmaya çağırıyoruz.

Bir kez daha vurgulamak gerekir ki basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil toplumun tüm kesimlerinin sorunudur. Basın özgür değilse toplum habere ulaşamaz.

Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur!”

Açıklamanın sonunda iktidara şu talepler iletildi:

  • Tutuklu meslektaşlarımızı serbest bırakın
  • Haberin üzerindeki yargı sopasını geri çekin
  • Medyada Kayyım uygulamalarına son verin
  • Hukuksuz erişim uygulamaları sonlandırın
  • Kamu reklam ve ilanlarının adil ve eşit dağıtın
  • Anayasamızla güvence altına alınmış olan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran saldırılardan vazgeçin.

Gazeteci İsmail Arı tutuklandı

Gazeteci Murat Ağırel ve Ömer Sarıgül dahil 15 kişi tutuklandı

Gazeteciler Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı tutuklandı