Başak Mireli: Denizdeyken cinsiyetinizi kaybedersiniz, 'insan' olursunuz!

ARZU UZUNALİ

Engin denizlere açılmak ve uzakları keşfetmek, yuvayı yapmakla sorumlu tutulan kadınlara pek uygun görülmeyen arzular. Bu sebeple dünya tarihinde çok az kaşif ve denizci kadın var.

Türkiye tarihinde ise Atlantik Okyanusu’nu yelkenliyle tek başına geçen ilk Türk kadın Başak Mireli’ye kadar tanıdığımız pek kadın denizci yok. 

Üstelik kendisinin tek ‘ilk’i bu da değil. Aynı zamanda Marmara Denizi’nde sadece yelken gücüyle 320 millik rotayı tamamlatan ilk Türk kadın. Rekorlarına Karadeniz’i de eklemek için yola çıkmış ancak teknik bir arızayla karşılaştığı için sonlandırmak zorunda kalmış. Ancak söyleşi sırasında güzel bir haber aldık ki bu denemeyi tekrarlamak istiyor. 

Denizcilik, denizde kadın olmak ve bu tutkunun bir kadına ne hissettirdiğini merak ediyorsanız, Başak Mireli’nin su gibi akan, derin anlatımı size ilham olacak.

Önce hikayenizi öğrenmek istiyorum. Denize tutkunuz nasıl başladı?

Çocukluk yıllarımdan beri farklı spor dallarıyla uğraştım. Yelken sporuyla da o yıllarda tanıştım. Üniversite yıllarından sonra yelkenin yanısıra ekstrem sporlarla da ilgilenmeye başladım. Yelken benim için sporu ekstrem koşullarla birleştirebileceğim tek alternatifti.

Denizde olmak, doğayla birleşmek kendinizi her zaman yenileyebileceğiniz ve geliştirebileceğiniz bir ortam yaratıyor. Denizden vazgeçmememin sebebi de tam olarak bu.

Mesleğinizi yapıyor musunuz? Yoksa yelkencilik tutkusu her şeyin önüne mi geçiyor?

Üniversitedeki psikoloji ve sosyoloji eğitimimi kurumsal şirketlerde pazarlama alanında geliştirdim. 20 yılı aşkın kariyerime, yelkene daha fazla odaklanabilmek, özgürce kendi zamanımı değerlendirmek için ara verdim.

Tekneyle uzun yol yapmak farklı coğrafyalara dair bir yolculuk ama aslında içsel de bir yolculuk. Yolda olmak, değişmek ve dönüşmek de bu yolculuğun bir parçası. Dünyanın benimle paylaştıklarını, evrenden aldıklarımı topluma geri vermem gerektiğinin bilinciyle kendime farklı bir kariyer yolu çizdim. Çift ve aile terapisti olarak çalışmaya ve danışanlarıma destek vermeye devam ediyorum.

Denizcilik veya denizde bir maceraya atılmak genelde erkek egemen bir alan. Bir kadın olarak kendinizi burada var etme mücadelenizi nasıl anlatırsınız? Psikolojik veya fiziksel engelleriniz oldu mu? Bunları nasıl aştınız? Ya da aşabildiniz mi?

Denizcilik orta yaşlı, beyaz, zengin adamın işi diyorum. Çünkü dünyanın farklı yerlerindeki gözlemim bu şekilde. Kendisine atfedilen sorumlulukların dışına çıkmak isteyen kadınlara da bu dünyada çok fazla yer yok. 

Teknedeki yükler kadın, erkek hepimizin fiziksel kapasitesinin üzerinde. Bunun için doğru zamanda doğru manevraları yapar, bir problemle karşılaştığımızda fiziksel gücümüz yerine zihinsel gücümüze odaklanırız. Bize konulan bariyerler psikolojik.

Bir kadının kendi teknesiyle hayallerini gerçekleştirmek için yola çıkması bence bir özgürlük çağrısı. Biz kadınlar için özgür olmayı talep etmek ve kulaklarımızı toplumun empoze ettiği tüm endişelere, korkulara kapatıp sadece iyi bir yelkenci olarak yola çıkmak başlı başına bir mücadele.

Okyanus gibi sonsuzluk hissi veren, hiçbir bağınızın olmadığı bir yerde yalnız başına bir kadın olarak var olmak size ne hissettirdi?

Okyanusa açılmak ailenizi ve arkadaşlarınızı gururlandıran bir deneyim. Diğer taraftan da size kızgınlar. Risklerin fazlalığı, yapılmamış bir şeyi yapmaya odaklanmış olmanız sizden çok çevrenizdekileri korkutur. Herkes nedenlerinizi sorgular, neden yapmamanız gerektiğini anlatır. Ta ki siz direnip halatlarınızı çözünceye kadar.

Okyanusa çıktığınızda doğa ve kendiniz, bildikleriniz ve tecrübelerinizle baş başa kalırsınız. İletişim kanallarını kısıtlamak, özellikle de internet erişimi olmamasını özgür bir varoluş biçimi olarak değerlendiriyorum. Denizdeyken cinsiyetinizi kaybedersiniz, duyularınız keskinleşir, içinizdeki öz ortaya çıkar. Kadın olmaya dair, toplumsal cinsiyet rollerine dair bildiğiniz her şeyi unutur ve doğada var olmaya çalışan insan olursunuz.

Yaşamak istediğiniz başka bir deneyim var mı? Kendinize koyduğunuz yeni bir hedef?

Türkiye’ye geldiğim bu süre içerisinde, 2022’de yola çıktığım Solo Türkiye Turu Rekoru denemesini tekrar yapmak istiyorum.

Dünya denizlerinde edindiğim tecrübelerin yansımasını Hopa’dan İskenderun’a kadar sürecek bu mücadelede görmenin mümkün olacağını, benim için yeni ufuklar açacak bir deneyim yaşayacağımı düşünüyorum.

Bu deneyiminizi diğer kadınlara aktarmayı düşünüyor musunuz? Ya da bunun için bir planınız var mı?

Sosyal medyanın, özellikle içerik paylaşanlar için ciddi bir mesai olduğunun farkındayım ama yaptıklarımı paylaşmak, derdimi anlatmak ve çevremle iletişimde olmak anlamında bu kanalların çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’deki denizci kadınlarla sıkı bir iletişimimiz ve bilgi akışımız var. Elimden geldiğince farklı platformlarda kadınlarla bir araya gelmeye ve deneyimlerimi, bu deneyimlerden öğrendiklerimi paylaşmaya çalışıyorum. 

Sizin gibi ‘Kadına göre değil’ denilen bir alanda yola çıkmak isteyen diğer kadınlara mesajınız ne?

Asla yalnız değiliz. Kız kardeşlerimiz her zaman bizimle, hayallerimizin peşinden koşarken tökezlediğimizde elimizden tutuyor, yorulduğumuzda şefkatleriyle yanımızda oluyorlar.