Belgeselde konuşanlar: Bekir ve Abdülhamit. İlki Tokatlı, ikincisi Ağrılı. İkisi de politik değil. İşsizliğin, pahalılığın, geleceksizliğin karamsarlığıyla ülkelerini terk eden iki gencin tek amacı ABD’ye gidip hayatlarını kazanmak. ABD sınırı nere Türkiye nere demeyin! ABD Gümrük ve Sınır Koruma Dairesi’nin resmi verilerine göre, Ağustos 2024 itibarıyla, toplam 55 bin 808 Türk vatandaşı, kaçak yollarla Meksika’dan ABD’ye girerken yakalandı. Bekir ve Abdülhamit’in anlattığı hikâye ise bize, Türkiye’deki insan kaçakçılığı mafyasının nasıl enternasyonalleştiğini gösteriyor.
Ülkede geleceğinin kalmadığını düşünen binlerce genç, hatta çocuk. Kolayca ulaştıkları ve para verip hayatlarını emanet ettikleri mafya. Türk çetelerin Meksika ve ABD’ye uzanan organizasyonu. Sadece insan gibi yaşama umudu için binlerce kilometre ötedeki sınırda, kamplarda, hapishanelerde geçirilen; ölüm ya da taciz tehlikesi altındaki yaşamlar. Sadece ABD değil tüm gelişmiş ülkelerde, kaçak Türklerin verileri en önlerde seyrediyor. Açık bir gerçek var ki anayasa-normalleşme-dış tehdit tartışmaları halkın trajedisinin üstünü örtmek için yapılıyor.
Ekonomisi çökmüş, güvenliği mafyaya teslim edilmiş, ordusuyla yargısıyla kurumları bizzat anayasaya uymayan iktidar tarafından çökertilmiş ülkeyi bekleyen tehlike ta Meksika sınırından görülüyor. Umudu tükenmiş Türkler; artık gelişmiş ülkelerin sınırlarında, kimi ekonomik kimi demokratik nedenlerle, Suriye ya da Iraklılarla birlikte, ölümle cebelleşiyor. Bu tabloyu değiştirmenin önündeki engel, mevcut anayasa ve kırmızı çizgileri değil. Ülkeyi bu hale getirenlerin kendisi. Bu basit gerçekten kurtuluş reçetesi çıkaramayan politikasız muhalefetin, anayasa tiyatrosunda figüran olması, yurttaşların belki de en büyük kadersizliği! Ayağını bastığımız toprakta yaşamanın hak olduğunu anladığımız gün uzak sınırlarda ölüp gitmeyeceğiz.