Yasayı eleştirenlerin arasında İYİ Parti, Zafer Partisi gibi milliyetçi muhalefet de var TİP, TKP, EMEP gibi sol muhalefet de. Hepsinin birbirinden farklı gerekçeleri olsa da tamamının eleştirilerinin oya dönüşsün ya da dönüşmesin toplumsal karşılığı var. Haliyle komisyon boyunca bol bol barış, kardeşlik, demokrasi gibi kavramlar kullanılsa da niyetin de varacağı yerin de bunlarla ilgili olmadığının herkes farkında. Haliyle “evet” diyenlerin neye “evet” dediğini, “hayır” diyenlerin neye “hayır” dediğini unutmayalım.
Bir, çerçeve yasanın çıkış gerekçesi ülkenin iç dinamiklerinden çok dış dinamikleriyle ilgili. İki yıl içinde Suriye’de rejim değişti, İran vuruldu, Filistin’de Hamas tasfiye edildi, Lübnan ve Irak büyük oranda dönüştürüldü. ABD’hin yeni bölgesel planlamaları ile iktidarın yeni Osmanlı heveslerinin kesiştiği yerde süreç tasarlandı.
İki, YENİ Parti ve CHP sürekli olarak “doğru adres” dese de yasanın Meclis ile alakası yok. Meclis, yasanın sadece şeklen onaylandığı bir vitrinden ibaret. Süreci başından sonuna izleyenler biliyor ki yasaya son şekli İmralı’daki masanın tarafları verdi. Herhangi bir vekilin bilmediği yasayı Öcalan biliyordu. PKK bile bu süreçte yasanın git-gel yaptığını duyurdu.
Basit bir soru soralım: Eğer adres Meclis olsaydı böyle bir yasayı çıkarmak için Meclis ağustosu bekler miydi? Yasanın komisyona geldiği an vekillerin içeriğini öğrendiği, imza atanların bile metnini görmediği yasa; en önemli işlevi “konuşmak” olan Meclis’i basit bir “el kaldır tiyatrosu”na dönüştürdü.