‘Bu suça ortak olmayacağız’ bildirisini imzaladıkları gerekçesiyle 148 akademisyenin yargılandığı davalar, bugün İstanbul ve Galatasaray üniversitelerinden 10 akademisyenle başladı.

Güneydoğu illerindeki ‘abluka’nın bir an önce son bulması için yayınlanan bildiri sonrası imzacı 1128 akademisyene soruşturma başlatılmış, 148’ine ‘terör örgütü propagandası’ suçlamasıyla tek tek dava açılmıştı.
Bianet’ten Beyza Kural’ın haberine göre mahkeme heyeti ‘yargılamanın TCK 301’inci maddeden görülmesi’, ‘derhal beraat’ ve ‘birleştirme’ taleplerini reddetti.
Mahkeme 10 dava için gelecek duruşma tarihini 12 Nisan 2018 olarak belirledi.
Duruşma öncesi adliye önünde toplanan grup, akademisyenlere destek verdi.
‘Barış İçin Akademisyenler’ imzasıyla ‘Talebimiz, ısrarcıyız: Bu suça ortak olmayacağız’ ve ‘Akademi biat etmedi etmeyecek’yazılı pankartlar açıldı.

Bugün görülen on davanın duruşmaları aynı salonda ara verilmeden görüldü. 28 kişilik duruşma salonunda birçok kişi ayakta kalırken duruşmayı izlemek için gelen çok sayıda kişi salon dışında kaldı.
Yargılanan 10 akademisyenden sekizi salonda yer alırken biri yurtdışında görevli, biri de raporlu olduğu için duruşmaya katılmadı. Avukatların ortak müvekkileri hakkında talep ve karar süreçleri hızla geçti.
Duruşmalar toplamda bir buçuk saat kadar sürdü.
Yargılanan akademisyenlerden Olcay Kunal dava sonrası adliye önüne gelen öğrencilerine ve basın mensuplarına davaya ilişkin bilgi verdi.
Bianet’ten Tansu Pişkin’e konuşan akademisyenlerin avukatı Arın Gül Yaniaras bugünkü duruşmalara ilişkin şöyle konuştu: “Salon kapasitesi dolayısıyla çok az kişi aldı. Biz bununla ilgili suç duyurusunda bulunduk. Kamuoyunun hatta dünyanın bu kadar yakından takip ettiği bir davanın kapalı kapılar ardında alçak sesli kararlarla ve savunmalarla yürütülmesi değil yüksek sesli bir haklılıkla gerçekleşmeli. Fakat salonun değişmeyeceği yönünde bir cevap aldık ancak talebimizi yineleyeceğiz” dedi.
Yeniaras son olarak davayla ilgili şunları söyledi: “Hak talebimiz yerindedir, hukukidir, insanidir. İddianamede yer alan olgular dayanaksız ve gerçek dışı ithamlardır. Esasa ilişkin savunmamızı bugün başlıklandırdık, detaylı olarak da sunacağız. ‘Terör örgütleri’ denildiği zaman bir etnik grubun akla gelmesi ya da getirilmek üzere bir iddianame hazırlanması hukuka aykırıdır. Ama çok dolaysız söylemek gerekirse ırkçılıktır. “Dolayısıyla bu davayı iddianamenin bu sesine yanıt vermek isteyen, ayrımcılıkların her türlüsüne karşı olan herkesin davası olarak kabul etmesini temenni ediyoruz.”