Çünkü üretim ekonomisinden kopmanın bedeli ağırdır. Üretime dayanmayan ve milli olmayan bir ekonomiyle, güçlü bir ulus devlet olmak mümkün değildir. Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından başlayan ABD’yle yakınlaşma süreci, 1950’de Demokrat Parti (DP) iktidarıyla daha da hızlanmıştır. 1952’de NATO üyeliğiyle birlikte ise Soğuk Savaş’ın düşünce kalıplarına teslim olmuştur. ABD emperyalizminin Türkiye’de gelişen nüfuzu, “Küçük Amerika olma” sevdası, “her mahallede bir milyoner yaratma” iddiası, Türkiye’yi bir çıkmaza sürüklemiştir. Çıkmazdan kurtulmak da zordur.