Bahadır Özgür: Bugünkü güvenlik anlayışından militarize karteller doğuyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Susurluk’ta karşımıza nasıl bir musibet çıktığını gösteren en çarpıcı vaka, Yüksekova Çetesi’ydi. Özel harp eğitimi almış rütbeli askerler, polisler, korucular ve itirafçılardan oluşmuş çetenin mimarisi, dönemin siyasal rejiminin neredeyse eksiksiz bir temsiliydi. Bu üniformalı çete, faaliyetleri ortaya çıkarılmasına rağmen hiç yargılanmadı. İşte Sedat Peker’in geçen hafta Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk’e verdiği röportajda yer alan ve pek kimsenin üzerinde durmadığı bir paragraf, Yüksekova Çetesi’ni hatırlattı. Ama Peker’in anlattıklarına göre onu da aşan çok daha tehlikeli bir yapı yükseliyor. Peki nedir bu yeni tehlike?Bugün de neyin suç, kimin suçlu olduğunu ayıran normların yok olduğu bir belirsizlik hali var. Ve yine rejimin yozlaşmasının ekonomi politiği her yanı kuşatan türlü suç ağlarında somutlanıyor. Sedat Peker şu sıra epey tartışılan yeni nesil çeteleşmeye dikkat çekiyor.

Nispeten yoksul mahallelerde bir ağacın dalları misali ağ ağ yayılıyor bunlar. Tabanını fakir gençler oluşturuyor. Çoğumuz gibi Peker de bunun toplumsal adaletsizliğin sonucu olduğunu belirtiyor. Yeni tehlikeyi de burada açığa çıkan ‘enerjiyi’ kendine bağlayabilecek yeni bir suç kartelleşmesinde görüyor. Bundan önce uzun uzun Suriye ve Afganistan merkezli göç dalgasıyla gelen bir uyuşturucu trafiğini anlatıyor, Peker. Esasında bahsettiği şey, Suriye’yi odağına alan ve 2011’den itibaren içeride ve dışarıda inşa edilen ‘güvenlik’ anlayışının suç alanını da evrimleştirmesi. Sınırları koruma adına başlayan askeri yayılma ve çatışmanın vekalet yoluyla yürütülmesi, önce bir cihatçı otobanı açmış; ardından otoban, kaçakçılık trafiğine kavuşmuş; otobanların sayısı arttıkça da bölge kocaman bir açık suç piyasasına dönüşmüş.

Şimdi ucunun nerelere uzandığını henüz kestiremediğimiz bir kartelleşme süreci işliyor. Peker emin bir ses tonuyla, “5-6 yıla bu tamamlanacak” diyor. Anlaşılan 90’ların paramiliter politikalarının içinden nasıl militarize suç organizasyonları çıkmışsa, bugünkü güvenlik anlayışından da militarize karteller doğuyor. Suç tabana yayılıyor. Yayıldıkça da şekilsizleşiyor, anlamak, mücadele etmek zorlaşıyor. Bunu besleyen sosyal bir habitat var çünkü. Orasını kurutmadan çözüm yok. Lakin habitatın sadece tabanla sınırlı kaldığını düşünmek yanıltıcı. Bir de suçun organize kısmını ilgilendiren bir habitat bulunuyor. Geçmişin defalarca bize gösterdiği üzere burası ülkenin nasıl yönetildiği ile ilgili. Yani bataklık sokakta değil, rejimin kendisi.

Bahadır Özgür’ün yazısı