Ayşe Yıldırım: Lafta bir 'uzatılan el' var, ama o elde 'barış' adına hiçbir şey yok

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Lafta bir “uzatılan el“ var. Ama o elde “barış“ adına hiçbir şey yok. Aksine DEM ve CHP’ye sallanan sopa ve tehdit var. Barış beklentisiyle Kürtleri birbirine düşürmeye çalışan Cumhur İttifakı, DEM Partiyi “tasfiye“ yani kapatma ile tehdit ediyor. Kent uzlaşısıyla seçilen ve uyduruk gerekçelerle tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer üzerinden CHP için “terörle iltisaklı“ algısı yaratıyor.

CHP içindeki “ulusalcılar“a yeni bir alan açarak parti içinde çatışma ortamı yaratıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere diğer CHP’li belediyelere yönelik operasyon çağrıları yapıyor. Ekrem İmamoğlu’nun olası Cumhurbaşkanı adaylığının önünü kesmeye çalışıyor.

Türkiye’nin kronik sorunlarını çözemeyen, çözmeye de niyeti olmayan Saray çareyi yine “sopa“da buldu. Hem de zaten alanı daraltılmış demokratik siyaseti tamamen bitirecek bir “sopa“. Saray rejimi daha da otoriterleşmenin ve kalıcılaşmanın adımlarını atıyor. “Çok daha sert, seri ve şiddetli yöntemleri devreye alacaklarını“ da söyleyerek yapıyor bunu. Yine bir kırılmanın eşiğinde Türkiye. Muhalefet bu oyuna gelirse belki geri dönüşü olmayan bir noktaya varılacak. Ama çözüm de açık; Saray rejiminin çok korktuğu için saldırdığı Esenyurt’taki “kent uzlaşısı“nı korkmadan, baskıya boyun eğmeden büyütmek. Yani biraz “cesaret“.

Ayşe Yıldırım’ın yazısı