Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) zorunlu din dersleri ile verdiği kesin kararı sanırım duymayan kalmadı. Ardından hükümetin aklıselim sahibi sözcüsü rolünü bıkıp usanmadan oynayan, ancak özgül ağırlığı yetmediğinden sonunda hemen hep mahcup olan Bülent Arınç, karara uymak zorunda kalınacağı anlamına gelen birkaç cümle kurdu. Keza hükümet kanadından “AİHM de kimmiş; içişlerimize nasıl karışırmış” yollu alışıldık efelenmeler gelmedi.
Sadece Başbakan Davutoğlu, AİHM kararını detaylı olarak inceleyeceklerini, bölgenin özelliğinden dolayı, radikal unsurların etki alanında kalınmaması için devlet eliyle verilecek din dersinin gerekli olduğunu düşündüğünü ama yine de konuyu tartışacaklarını söyledi ve epey ihtiyatlı bir dil kullanmaya özen gösterdi. Sonra da bir “inci” savundu: “Bir ateistin dahi din kültürü bilgisi sahibi olması zarurettir.”
Bir kere zaruret filan değil sadece yararlıdır; kültürel birikimini zenginleştirmektir. Kendisi açıkladı: İktisat eğitimi görürken Marksizmi de öğrenmiş. Sahiden öğrenmiş mi bilemem. Bildiğim Marksizm ona zorla öğretilmemiş; sınavda “Anlat bakalım Davutoğlu, Marksizmin değer teorisi nedir” diye bir soru filan da sorulmamış. Dahası bütün bunları ilkokuldan itibaren değil, üniversite eğitimi sırasında öğrenmiş.