Tayyip Erdoğan bize bir kez daha, AKP iktidarının birilerinin ‘hayat tarzlarına’ hiçbir zaman müdahale etmediğini (!) anlattı. Yalnız kurduğu cümle ilginçti… ‘Hayat tarzlarına müdahale edilmeyen’ o birileri kimdir, diye dikkatle okursanız ‘azgın güruh’ ifadesine ulaşıyorsunuz! İsteyen o cümleye göz atabilir…
Laikliğin bu kadar özgürlükçü olamayacağını itiraf etmek durumundayım. ‘Azgın güruh’ diye tanımlanabilecek unsurların laik bir devlet tarafından hoş görülmesi ve bunların yaşam tarzlarına müdahale edilmemesi mümkün değildir. Tabii kimin nasıl azdığına göre değişir…
Erdoğan’ın kullandığı tabir, açıkça toplumsal normların ötesine taşmayı kast ediyor. Üstüne, bu eylemin saldırganlık barındırdığını ve kolektif karakter taşıdığını anlıyoruz. Kolektif bir eylem, çoğunlukla ideolojik temele yaslanır.
Konunun laiklikle ilgisi de burada başlıyor. Kamusal herhangi bir işlevin dinle gerekçelendirilmesi yasaklanmalıdır. Çocukları korumak istiyorsak… Laiklik bu konuda ‘özgürlükçü’ olmamak demektir.
Laiklik bir yönetsel durumu, tanımı anlatır. Bir de laisizm veya laikçilik var. Arada büyük bir mesafe yoktur. Laisistler mücadele etmezse laiklik kurulamaz. Laisizm dinin siyasetten, kamusal işlevlerden, hukuktan çıkartılmasını savunur. Bu savunu kazandığında, devlet ve toplum laik olur.
Vatandaşlar ne düşünür, ne hisseder, neye nasıl inanç besler, konumuz bunlar değil. Ama laikliğin bireye müdahalede bulunması için, ilgili kişilerin şeriat hükümlerine özlem duymaları yetmez, dini kamusal alana sokma fiilini işlemeleri gerekir. Ne laik devlet, ne laisist hareket akıl okumakla uğraşmaz.