CANAN COŞKUN
canancoskun@diken.com.tr
@canancoskun
18 avukata 2015’te güneydoğudaki çatışmalı sürecin sonlandırılması için yaptıkları basın açıklaması nedeniyle açılan davada Herne Peş marşı delil oldu.
Çağdaş Hukukçular Derneği, Demokrasi için Hukukçular, Halkevleri Hukuk Dairesi, Özgürlükçü Hukukçular Derneği, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar, Birleşik Haziran Hareketi Hukukçuları ve Çağdaş Avukatlar Grubu üyesi 18 avukata ‘terör örgütü propagandası yapmak’, ‘kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama’ suçlamalarıyla hazırlanan iddianame 2017’de kabul edilmişti.
Savunma örgütleri 15 Eylül 2015’te Taksim’deki Tünel meydanında bir araya gelerek o dönemde Güneydoğu illerinde sürdürülen ve birçok sivilin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan çatışmalı sürecin bitirilmesi için protesto eylemi düzenlemişti. Avukatlara bu eylemden iki yıl sonra açılan söz konusu davanın temelini Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün o gün hazırladığı tutanak oluşturdu.
Emniyetin tutanağı iddianame oldu
Tutanakta avukatların Herne Peş marşını okudukları, okunmaması için ikaz edildiği, ikaz edilmelerine karşın ‘terör örgütünü övdüğü’ savunulan bu marşı söylemeye devam ettiği ve sonradan ‘kendiliğinden dağıldıkları’ aktarıldı. Ancak savcı Necip Sarı iddianamesinde avukatlara ‘ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama’ suçlamasını yöneltti.
İstanbul başsavcılığı, soruşturma aşamasında 14 avukat hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesinde düzenlenen ‘Türk milletini, Cumhuriyeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılama’ suçlaması ile ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçlamasıyla soruşturma yürütmek üzere dosyanın ayrılmasına karar verdi.
Bir ay sonra da dört avukatla ilgili aynı suçlamalarla dosyanın ayrılmasına karar verildi, ancak Adalet Bakanlığı söz konusu suçlamayla soruşturma yürütülmesi için izin vermedi. Dosyası ayrılan avukatlar da başka mahkemelerde Ankara Gar katliamı protestosuna katıldıkları ve Özgürlükçü Hukukçular Derneği üyesi oldukları gerekçesiyle ‘terör örgütü propagandası yapma’ suçlamasıyla yargılanmaya devam etti.
112 avukatın paylaşımları tarandı
Soruşturma aşamasında dosyaya giren belgeler, ortada herhangi bir bilgi, belge olmamasına karşın Çağdaş Hukukçular Derneği’nin (ÇHD) soruşturmaya konu edildiğini ve İstanbul başsavcılığının bu konuda görevsizlik kararı vererek dosyayı Ankara’ya gönderdiğini gösteriyordu.
Bu kapsamda Ankara başsavcılığı 2017 yılında emniyetten ÇHD’nin başkan, üye ve kurucu listesinde yer alan kişilerin sosyal medya hesaplarında inceleme yapılmasını istedi. Emniyet de aralarında ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın da bulunduğu 112 avukatın ismini listeledi ve bu kişilerin sosyal medya paylaşımlarını taradı. Bazı avukatların Ankara Gar katliamı, Dilek Doğan’ı evinde öldüren polis Yüksel Moğultay’a hapis cezası verilmesi, 19 Aralık cezaevleri katliamına ilişkin haberler, Gezi Parkı eylemlerinde polisler tarafından öldürülen Ethem Sarısülük ve Ali İsmail Korkmaz ve Grup Yorum’la ilgili haberleri paylaşması tutanağa eklendi.
17 yıl öncesinden gelen delil
Savcılık, soruşturma kapsamında Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazarak yürütülen başka bir soruşturmaya esas olmak üzere yargılanan avukatlardan o dönem ÇHD İstanbul Şube Başkanı olan Gökmen Yeşil ile ilgili başka bir delil olup olmadığını sordu. Ankara Emniyet Müdürlüğü de savcılığa 7 Kasım 2005’te Ankara’daki YÖK’ü protesto eylemine dair bir yazı yolladı. Emniyetin 17 yıl öncesinden çıkardığı belgeye göre, avukat Yeşil’in parmak izi protesto eylemi kapsamında meydana gelen molotof kokteyli atma olayıyla ilgili bir delil olan siyah naylon poşet üzerindeydi. Ancak aynı belgede Yeşil’in söz konusu eylemle ilgili hakkında işlem yapılan kişiler arasında yer almadığı belirtildi. ‘Diğer birimlerle kurulan koordine ve yapılan araştırmaya’ göre Yeşil’in ‘DHKP/C terör örgütüne müzahir yapılanmalar tarafından organize edilen basın açıklaması, yürüyüş, eylem ve etkinliklere katıldığı’ öne sürüldü.
Mahkeme: Marşı okuyanlar belirlensin
İddianame, İstanbul 36’ncı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2017’de kabul edildi. Mahkeme, bilirkişiden Herne Peş marşını kimlerin okuduğunun tespit edilmesini istedi, ancak polis kamerası farklı kişilere zoom yaptığı için bilirkişi mahkemenin isteğini karşılayamadı.
Mahkeme her ne kadar söz konusu marşı suçlulaştırıcı işlemler tesis etse de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), marşla ilgili yıllar önce bir ihlal kararı vermişti. 19 Nisan ve 29 Mayıs 2010 tarihlerinde Diyarbakır’da düzenlenen eylemlere katılıp burada söz konusu marşı okuyup slogan attığı için bir kişi cezaevinde tutulup yargılama sonunda da hapis cezasına çarptırılmıştı. AİHM de tutukluluk ve mahkumiyet kararının ifade özgürlüğünün ihlali olduğuna hükmetmişti.
Adalet Bakanlığı ‘olur’ vermedi
Yargılama başladıktan sonra İstanbul başsavcılığı, Adalet Bakanlığı’na yazı yazarak altı avukatın davaya konu eylemde “Katil devlet hesap verecek” sloganı attığını öne sürdü ve ‘Türkiye Cumhuriyeti devletini alenen aşağılama’ suçlamasına yönelik soruşturma yürütmek için izin istedi. Adalet Bakanlığı da davanın soruşturma aşamasında söz konusu suçlamayla soruşturma yürütülmesi için izin istendiğini, ancak izin verilmediğini hatırlattı. Bu nedenle bir kez daha görüş bildirmeye gerek olmadığı belirtildi.
Yargılama kapsamında ayırma kararlarından sonra davada yargılanan avukat sayısı altıya düştü. Davanın ilk duruşması 10 Mayıs 2018’de yapıldı. Dosya kapsamında şimdiye kadar 17 duruşma görüldü. Bir sonraki duruşma 22 Şubat’ta yapılacak.