Atilla Özsever: Sendikal ve siyasal mücadelenin birlikteliği önem kazanıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bağımsız Maden-İş Sendikası’nın önderlik ettiği direniş, öncelikle ücret alacakları için, yani ekonomik gerekçelerle başladıysa da toplumda siyasal iktidara yönelik öfke, bu direnişin siyasal bir nitelik kazanmasına da neden oldu.

1 Mayıs gösterilerinde dikkati çeken bir nokta da Gebze’de yaşandı. Gebze’de soğuk ve yağışlı havaya rağmen coşkulu ve kitlesel bir katılım sağlandı, özellikle DİSK Birleşik Metal-İş Sendikası ile Türk-İş üyesi Petrol-İş Sendikası üyeleri ağırlıklıydı.

Kocaeli’ndeki mitingde de işçilerin “Madenciler kazandı, sıra bizde” sloganını atması ilginçti, sınıf mücadelesinin bundan sonraki boyutunu gösteriyordu.

Sarı sendikacılıkla, sendikal bürokrasiyle mücadele giderek daha fazla önem kazanıyor. Özellikle Türk-İş’te bu yönetimlerin değiştirilmesi için mücadele edilmesi gerekli hale geliyor. Yine madenci direnişinin gösterdiği bir ders de mücadelede ısrarlı olmanın gerekliliğidir.

Kapitalist sömürü sistemi, tek veya birkaç sendikanın mücadelesi ya da işkolu düzeyindeki sendikal mücadeleyle değil siyasal hedefle birleşmiş topyekün bir sınıf mücadelesiyle durdurulabilir. Sendikal ve siyasal mücadelenin birlikteliği her zamankinden daha fazla önem kazanıyor.

Somut ve sadeleşmiş taleplerle fabrikalarda başlayıp kent meydanlarına ulaşan ve üretimden gelen gücün kullanılacağı bir mücadeleye ihtiyaç var. Böyle bir mücadelede, merkezi bir odağın bulunması da son derece önemlidir.

Atilla Özsever’in yazısı