Erdoğan ve İmamoğlu’nun olumlu, olumsuz benzerlikleri var. Her ikisi de Doğu Karadenizli, her ikisinin de gösterişli ama yüzeysel bir saygının altına gizlemeye çalıştıkları derin bir öfkeleri var, her ikisinin de itaat ve liyakat dengelemlerini anlamak güç, her ikisi de çözümcü, iş bitirici, pazarlıkçı; her ikisi de en iyi savunma saldırıdır diyenlerden, her ikisinin de çoğunluğun ortak değerlerinin çoğunluğunda bir karşılığı var. Erdoğan ve İmamoğlu’nun benzemeyen yanları, 70 yaşlarına gelen AKP elitinin 40-50 yaşlarındaki kendi çocuklarıyla yaşadıkları türden kuşak farkı ayrılıkları. AKP’nin ilk kuşağı 1950’lerde CIA destekli üretilen, anti komünist propagandanın büyüttüğü kuşaktı. Hiç yaşanmamış tahrifli bir tarihten uydurulan kahramanlık öyküleri, ilkel menkıbeler, işine gelene romantik övgüler, gelmeyene en sert hakaretlerden oluşan bir “okul”un öğrencileri büyüyünce AKP’yi kurdular. AKP kurucularının tamamı, yoksulluk bilen, konuştukları kitleyle yüzde yüz özdeşlik kurabilen insanlardı.
İkinci kuşakta tekne iktidarın sakin limanına demir attı. Sallanmayan bir teknede sallanarak horon tepmek anlamsızlaştı. AKP’nin ikinci nesli bol para ve iyi eğitimle büyüdü. Aralarında lüks hayatın çekiciliğiyle rengini belli etmeyen de var, her şeyi tekmeleyip aile mirasını kökten reddeden de. İkinci nesil için 1950’lerin sahte propaganda anlatılarının anlamı yok, onlar örneğin ekmeğin ne zaman ve neden karneyle verildiğini biliyorlar. Bazen de ağızlarından kaçırıyorlar: “Aya yol yapacağız desek de inanacak bir seçmenimiz var.” İkinci nesil AKP’lilerin iş dünyasında olanları, kurumsal şirketleri görmüş, iyi okullarda işletme okumuş insanlar. “Memleket” aidiyetleri anne ve babalarının düzeyinde değil ama hala var. Yine de birçoğu artık “Ben İstanbulluyum” (veya Bursalıyım, İzmirliyim) diyor, ki nirengi de burada. Onlar “anne baba”larına karşı hem saygılı hem de aralarında sürekli bir gerilim var.
31 Mart 2019 gecesinden beri AKP’nin tek bir stratejisi var: Erdoğan’ın karşısına İmamoğlu’nu çıkarmamak. Ne yapıyorlarsa bu strateji için yapıyorlar. Çünkü onu kimin yeneceğini en iyi Erdoğan biliyor. Erdoğan sosyolojik bir gerçekliğin sonucuydu, tıpkı 25 yıl sonra İmamoğlu gibi. Erdoğan tutunamayanların idolü oldu, İmamoğlu ise tutunanların… Sosyolojiye karşı direnen AKP bakalım bir kez daha sıçrayabilecek mi? Türkiye bir Doğu toplumu olarak kalmaya devam mı edecek, yoksa İmamoğlu bizi “Batılılaştıracak” mı? Baba mı kazanacak, oğul mu? Sizce çoğunluk kimin yanında duracak?