Bugün adalet hızın bir yan ürünü.
Gürültünün bir gösterisi, öfkenin bir eğlencesi haline geldi.
Artık bir olay yaşandığında mahkeme salonları değil, sosyal medya yorumları doluyor.
Hakimlerin değil, klavye mangalarının sesi çıkıyor.
Vicdan değil algoritma karar veriyor.
Doğru değil gürültü kabul görüyor.
Bir görüntü düşüyor, bir cümle bağlamından kopuyor.
Bir hesap bir şey yazıyor ve saniyeler içinde insanlar rollerini kapıyor.
Kimisi savcı, kimisi hakim, kimisi infaz memuru, kimisi seyirci…
Hepsi aynı anda, hepsi aynı iştahla.
Bu çağda adalet dağıtılmıyor duygu boşaltılıyor.
Kim olursan ol birileri seni linç etmeye hazır bekliyor.
Bu sadece dijital bir kültür değil dijital bir şiddet türü.
Bugün olan şey şu: Herkes herkesi düzeltmeye çalışıyor ama kimse kendini düzeltmiyor.
Herkes birini yargılıyor ama kimse kendi hayatını sorgulamıyor.
Herkes ahlak dağıtıyor ama kimse kendi ahlak aynasına bakmıyor.
Bu yüzden dijital adalet yok, dijital öfke var, dijital gösteri var, dijital kudret sanrısı var, dijital taşlama var.