ABD Hazine Bakanlığı, ‘ciddi insan hakları ihlalleri yapan yapıların başında’ diye tanımladıkları Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelik ‘ABD’deki mal varlıklarını dondurma’ kararı aldı. Dayanağı, Magnitsky yasası. Hazine bu iki ismin Brunson’un tutukluluğunda rol oynadığını iddia etti.
Bu yaptırım kararı, ağır olmakla birlikte aslında sembolik bir adım. Ne Abdülhamit Gül ne de Süleyman Soylu’nun Miami’de daireleri, Amerikan bankalarında hesapları olduğunu sanmıyorum.
Amaç, Türkiye’ye ‘Ciddiyiz’ mesajı vermek.
Piyasalar da zaten bu yaptırım paketini ‘sembolik’ olarak algıladı. Dolar önce fırladı; sonra oracıkta durdu. Piyasa denilen akıllı yaratık, istese Trump yönetiminin daha sert bir ekonomik yaptırım uygulayabileceğini ve bundan imtina ettiğini düşünüyor olmalı. Bir şekilde Adalet ve İçişleri bakanlarının ‘insan hakları ihlali yapan yapıların başındaki isimler’ olarak tescillenmesine fazla tepki vermedi. Belki de sıradan buldu.
Yine de zor bir noktadayız. Türkiye, artık ‘yaptırım konan’ ülke konumunda. Anladığım kadarıyla Washington, Türkiye’nin Rusya (düşen uçak) ve Almanya’yla (Deniz Yücel ve Alman vatandaşlarının tutuklanması) yaşadığı krizleri iyi çalışmış. Korkarım çıkardığı sonuç ise sert bir tutum takınmadan istediğini alamayacağı yönünde.