Memleketteki muktedirlerin pragmatizmine şapka çıkarmamak mümkün değil.
“Çözüm süreci” dendi ve akabinde inanılmaz bir çatışma süreci başlandı.
Mavi Marmara için yeri göğü inlettik, zamanla durum “Mavi Marmara’daki manyaklar” noktasına gelindi.
Çok değil daha iki gün önce cümle âlem “Kahrolsun Avrupa” diye bağırıyorduk, referandum biter bitmez Malta’ya giden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa Birliği’ne “Müzakere sürecine dönmeye hazırız” mesajını verdi. Eşzamanlı olarak aynı mesajı, İstanbul’daki Atlantik Konseyi toplantısında bizzat Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ağzından duyduk.
Dedim ya, hayranım bu pragmatizme.
Yıllar yılı Türkiye’de olan biteni “İslamcılık” etiketi altında açıklamaya çalışan bütün analizler, birer birer çöktü. İslamcılık sadece Başakşehir ve Sultanbeyli içinmiş.
Oysa Ankara’yı bambaşka parametrelerle yorumlamak lazım. Ankara dediğiniz yer, Rezidans Muhafazakârlığı’nın merkezi. Yani? Yani “devlet” denilen aygıtın, yüzlerce inşaat şirketi, savunma şirketi ve enerji şirketinin yardımıyla ekonomik bir paylaşım aracı olarak irili ufaklı hisselere bölündüğü bir cins dağıtım üssü.