Dün duyduk: Başbakan Dolmabahçe’deki Çalışma Ofisi’nde yeni bir demokratikleşme paketi üzerine çalışmaya başlamış. Bu atölye çalışmasında kendisine eşlik edenler de Beşir Atalay, Ali Babacan, Bekir Bozdağ, Ömer Çelik, Efkan Ala ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’mış.
Sorun tam da bu değil mi? Hep aynı ekiple, sadece kendi aksini dinleyen, ayakta kalmaya odaklanmış ve iç kabine dışında kalan herkesi neredeyse düşman/tehdit olarak gören bir iktidar anlayışı oluştu. Buradan hükümeti rahatlatacak bir çözüm çıkması zor.
İktidar, içeride ve dışarıda meşruiyetini sorgulatan mevcut krizden sıyrılmak için sahiden radikal adımlar atmak durumunda. Bu “Aaa buldum, buldum! Demokrasi paketi yapalım!” değil. O laf eskidi. 2011’de İleri Demokrasi’ye geçeli beri dört yargı, iki demokrasi paketi, bir de kapı gibi ‘Açılım’ yaptık. Ne oldu? Kimse Türkiye’nin daha demokratik olduğunu düşünüyor mu? Tam tersine mevcut HSYK teklifi masadayken, internette sansür artarken, medyada iktidarın parmağı bu kadar afişe olmuşken, demokrasi üzerinden yeni bir dil kurmak mümkün değil…
Daha temel bir zihniyet değişimi lazım.