Aslı Aydıntaşbaş: Gül'ün açıklamaları, doygun bir devlet adamının haysiyet isyanıdır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Abdullah Gül’ün dün siyasete bomba gibi düşen açıklamaları, siyasetin kirlendiği, üslubun sertleştiği bir dönemde, cumhuriyetin en değerli koltuğuna oturma şerefine çoktan erişmiş, doygun bir devlet adamının haysiyet isyanıdır. Siyaset tarihimizde az görünen bir örnektir.

Ak Parti’yi kuran ve 12 yıllık iktidarında başbakanlık ve dışişleri bakanlığı yapan Abdullah Gül’ün, kendi manevi ağırlığının bir çırpıda ”sembolik başbakan” ya da ”emanetçi” rolüne indirgenmesini kabul etmesi mümkün değildir. Abdullah Gül, dünkü mesajında böyle bir modelde var olmayacağını açıkça belirtmiştir.

Bir de işin üslup meselesi var ki, değinmemek mümkün değil.

Cumhurbaşkanlığına çıkış süreci sancılı olsa da, Abdullah Gül son 7 yılda cumhurbaşkanı olarak iyi-kötü partiler-üstü bir statü kazanmıştır. Muhalefet liderleri dahi, bazı yasaları veto etmemesine sitem etseler de, Abdullah Gül’e temsil ettiği makama yaraşan bir dille yaklaşmıştır. Ancak ne hazindir ki, son haftalarda kendi partisinin sözcüleri, satır araları ya da yandaş köşelerde bu nezaketi esirgemiştir.

Bu durumun Cumhurbaşkanı açısından ‘kırıcı’ bulunduğu, bilinmektedir.

Sahi, ”koşan, terleyen cumhurbaşkanı” arzulamak, ”protokol cumhurbaşkanı olmaz” gibi ifadeler kullanmak, mevcut devlet başkanının koşmadığı, terlemediği anlamına mı gelir?

Bunu düşünenlere tavsiyem, kamuoyu anketlerindeki karşılaştırmalı yüzdelere bakmaları ya da herhangi bir uluslararası toplantıda Gül’e yönelik teveccühü bir görmeleridir…

Aslı Aydıntaşbaş’ın yazısı