Adalet Yürüyüşü’nün ikinci önemli etkisi, iktidar bloku içinde gidişattan rahatsız olan “ılımlı AKP’liler” üzerinde yarattığı sessiz utanma duygusu.
Birkaç hafta önce iktidar bloku içinde gidişattan memnun olmayan, Türkiye’nin normalleşmesi, demokrasiye dönmesi gerektiğini düşünen hatırı sayılır bir kitle olduğunu yazmıştım.
Söz ettiğim, son dönemde partinin dışında kalmış “muhalif” kimliğiyle öne çıkan isimler değil; bizzat iktidar ya da parti yönetiminde yer alan, parti aidiyetine sahip çıkan, Tayyip Erdoğan’ın liderliğini kabul eden ancak sessiz sedasız olan biteni içine sindiremeyenler.
Gelin bu kitleye “muhalif” değil de “mahcup” diyelim. Kamuoyunun önünde konuşmuyorlar; ancak kendi aralarında mevcut düzenin aşırı baskıcı unsurlarından rahatsız olduklarını, gidişatın yanlış olduğunu fısıldıyorlar.
Ben bu kitledeki sessiz mutsuzluğun, orta vadede Türkiye’deki siyasetin geleceği açısından önemli bir dinamik olduğunu düşünüyorum. Kemal Bey’in yürüyüşünün de, sadece CHP tabanına değil, bilerek ya da bilmeden, bu kesimde de bir hissiyatı tetiklediğini düşünüyorum.