İzmir’de kreş servisinde havasızlıktan hayatını kaybeden üç yaşındaki Alperen Sakin’in öğretmenleri, çocuğun ölümüyle ilgili gerçekleri anlatmamaları yönünde okul yönetiminden baskı gördüklerini öne sürdü.

Çiğli ilçesinde kreş servisinde unutulan ve dokuz saat sonra fark edilen çocuk, havasızlıktan hayatını kaybetmişti. Alperen’in bulunduğu servis aracı korsan çıkmıştı.
Servisin şoförü tutuklanırken, servis rehberi serbest bırakılmıştı. Ayrıca kreş müdürü hakkında da yakalama kararı çıkarılmıştı.
Okul yönetimi, polise verdikleri ilk ifadelerinde Alperen’in uyku saatinde uyutulduğunu, uyanmaması üzerine hastaneye götürüldüğünü söylemişti.
‘Ambulansı aradığımda kızdılar’
Sevgi Yumağı Anakolu öğretmenlerinden Arzu Gülmez, çocuğun olmadığını yoklama alınca fark ettiğini, Dilara isimi bir öğretmene Alperen’in olmadığını söylediğini anlattı.
Gülmez, Dilara öğretmenin “Sabah aldık, olması gerekiyor” dediğini, “Emin misin” diye sorduğunda da emin olduğunu söylediğini, daha sonra da Nurcan isimli bir öğretmene koşarak gidip “Onu sabah siz almadınız mı” diye sorduğunu kaydetti.
Gülmez, şöyle devam etti: “Sonra servis şoförü Tamer beye soruyorlar. Her yeri aradık. Diğer sınıflara baktık. Bulamadık. Sonra şoför ‘Servise bakalım’ dedi ve anahtarı Dilara’ya verdi. Sonra servise bakan Dilara, çığlık atarak geri çekiliyor ve Nurcan öğretmen çocuğu servisten alarak içeri getirdi. Tabi bahçedeki kameralar da çekiyor. Alperen’i yere yatırdık. Şoför ‘Su dökelim’ dedi. Ben de bizim acil müdahale eğitimimiz olmadığını söyledim. Sonra okul müdürü Yurdagül (İşgören) hanımı aradılar. Ambulansı aradığımda bana kızdılar. ‘Biz özel hastaneye götüreceğiz’ dediler.”
‘Doğruyu anlatsan geri mi gelecek çocuk?’
Alperen’in götürüldüğü hastaneye gittiğinde kendini kaybettiğini belirten Arzu Gülmez, “Fenalaştım ve beni servise yatırdılar. Burada Yurdagül’ün arkadaşı A.S., bana gerçeği anlatmamamı ve kendi söyleyeceklerini anlatmamı istedi. ‘Doğruyu anlatsan geri mi gelecek çocuk? Yoksa hepiniz hapse girersiniz’ dedi. Sonra karakola gidip onların baskısıyla o şekilde ifade verdim. Sonra vicdanımız rahat etmedi ve Nurcan öğretmenle gerçeği anlattık” diye konuştu.
‘Baskı altında farklı ifade verdim’
Öğretmen Arzu Gülmez, Alperen’in kendi grubunda olmadığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Olay günü Alperen hakkında bir şey demediler. Normalde benim grubumda değildi. Öğretmen yetersizliği vardı. Ben akşam bütün gruplara akşam yoklaması almak istedim. O gün doğum günü de vardı. Süsleme yapmak için bütün çocukları bana bıraktılar. Hepsine aynı anda yetişebilmem mümkün değildi. Kapanış yoklamasını alayım istedim. Sabah da Alperen’i aldıklarını söylemediler. Servise bakınca olay ortaya çıktı. Ben baskı altında olduğum için önce farklı ifadeyi verdim. Ama daha sonra vicdanımın sesini dinledim. Nurcan öğretmenle birlikte doğruyu söyledik.”
‘İlk yardım eğitimimiz olmadığı için müdahale etmedik‘
Kreş öğretmenlerinden 28 yaşındaki Nurcan Altıok, olayda okulun ihmalleri oluğunu, öğretmen yetersizliğini sürekli dile getirdiklerini ancak okul müdürünün bunu dikkate almadığı savundu.
Altıok, Alperen’in serviste bulunduğu anları şu sözlerle anlattı: “Alperen sabah o saatten 16.30’a kadar serviste kalmış. Alperen’in yokluğu ortaya çıkınca şoföre ve Dilara’ya onu alıp almadıklarını sordum. Çünkü yaz dönemi olduğu için öğrenci sayılarında günlük değişiklik oluyordu. Pazartesi 20 kişi oluyorsa salı günü 40 kişi olabiliyordu. Tamer bey ‘Servise bakalım’ dedi. Anahtarı aldım, kapıyı Dilara açtı. Çığlık attı, ben öne geçtim. İkinci koltukta oturuyordu. Rengi, durumu hiç iyi görünmüyordu. Üç yaşındaki çocuğa ölümü konduramıyorsunuz. Sonra okula aldık ama ilk müdahale eğitimimiz olmadığı için müdahale etmedik. Hastaneye kaldırdık. Bu sırada diğer çocuklar görüyordu. Bana çocuklar ‘Anne ne oldu’ diye ağlamaya başladılar. Alperen’i o şekilde görmemeleri gerekiyordu. Ben de üzerine örtü örttüm.”
‘Sen üstlen’ demişler
Alperen’in ailesine okul yetkililerinin “Çocuk uyudu, bir daha uyanmadı, baygınlık geçirdi” dediğini anlatan Nurcan Altıok, şöyle devam etti: “Alperen’in ailesi hastaneye gelince öldüğünü söylediler. Annesi bana sordu nasıl öldüğünü. Ancak söylemeye gücüm yetmedi. Sonuçta o bir anne ve yavrusu ölmüş. Arzu’ya gerçeği anlatmaması konusunda baskı yaptılar. Sürekli bunu telkin ediyorlardı. Doğruyu söylesek bile çocuğun geri gelmeyeceğini ve bizim de hapse gireceğimizi söylediler. Ben eşimle konuştuktan sonra doğruyu söyledim. Arzu’ya da korkmamasını ve gerçeği anlatmasını istedim. Hatta bana olayı ‘Sen üstlen’ dediler. Ben niye öyle bir şey yapacağımı sordum. Olayı ört bas edemezdim. Buna izin vermedim. Biz böyle üzülüyorsak, o ailenin durumu nasıl olur? Giden üç yaşında bir can. Kim sorumluysa cezasını çeksin.”
‘Kayıtlar evinde çıktı’
Öte yandan müdür İşgören’in, “Uykuda öldü” dediği Alperen’in annesi Buket Sakin’in çocuğunun son görüntülerini izlemek istemesi sonrası okulu arayıp kamera kaydının çıkarılması talimatını verdiği öne sürüldü.
Anne Sakin’in ısrarı üzerine de İşgören’in “Bugün bozuktu, çalıştıramadık, kayıt alamadık” dediği savunuldu. DHA’nın haberinde, “Yok” denen görüntülerin İşgören’in evinden çıktığı belirtildi.
Yurdagül İşgören’in polisteki ifadesinde olayda kendisinin bir suçunun olmadığını, öğrenci yoklamalarını öğretmenlerin aldığını ve onların suçlu olduğunu söylediği öğrenildi.