Alp Altınörs: Benzer senaryoların olasılığı belli ki TÜSİAD'ı endişelendiriyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Peki, gerçekten de saray, TÜSİAD’a bağlı şirketlere el koyabilir mi? Son yıllarda öyle saçma ‘terör şüpheleri’ imal edildi ve bunları tasdik edecek mahkemeler öyle kolay bulundu ki, insan ‘olmaz’ diyemiyor.

Bunun son örneği Gezi protestolarıyla (bir kere parka gelmek dışında) hiçbir ilgisi olmayan, o dönemde hükümeti kınayan bir basın bildirisinin dahi yayımlanmasına engel olan Ayşe Barım’ın tutuklanmasıdır. Onunla ilgili soruşturma ‘dizi sektöründe tekelleşme’ iddiasıyla başladı – belli ki iktidarın onunla esas derdi buydu- ama oradan bir suç türetilemeyince, Gezi’den tutuklandı. Benzer senaryoların olasılığı, belli ki TÜSİAD’ı endişelendiriyor.

AKP 22 yıldır başta ama kendi sistemini kuramadı. Bir yandan Türkiye’nin ekonomik-sosyal egemen sınıfını, yani TÜSİAD’da temsil edilen Türk tekelci burjuvazisini siyasal iktidardan (özellikle 2018 sonrasında) dışlamayı başardı; ama diğer yandan kendi ideolojisini paylaşan MÜSİAD’ı bir türlü tekelleştiremedi. Gerçi ihale yasasında açılan gediklerle, MÜSİAD şirketleri epeyce ihya edildi.

Çoğunlukla kamu ihaleleriyle zengileştirilen MÜSİAD şirketleri için Pazar sorunu ortadan kaldırıldı. AKP iktidarının himayesi altında gelişip güçlense de MÜSİAD, halen TÜSİAD’la kıyaslandığında çok küçük kalmaktadır.

Alp Altınörs’ün yazısı