Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderliğindeki Yeni Azerbaycan Partisi (YAP), Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın ‘başörütüsü’ açıklamasına eleştirdi.

Azerbaycan hükümeti, 21 Eylül’de bir yönetmelikle devlete ait ortaokullarda formasının bütünlüğünü bozan ve laiklik ilkesiyle bağdaşmayan kıyafetleri yasakladı.
BBC’nin haberine göre yönetmelikte ‘başörtüsü’ sözcüğü geçmiyor, herhangi bir dini kıyafete de doğrudan değinilmiyor. Fakat bazı medya kuruluşları ve din adamları, değişikliği okullarda başörtüsünün yasaklanmasına yordu. Tartışma daha sonra Türkiye ve İran’a da sıçradı; buradaki din adamları da Azerbaycan hükümetini eleştirmeye başladı.
12 Ekim’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı Oktay Saral X’ten kararı şöyle eleştirdi:
“Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez! İnancı gereği başını örten bir öğrenciyi okul kapısında bırakmak, hangi vicdana, hangi adalete sığar? Başörtüsü engel değil, inancın gereğidir! Eğitim hakkı hiçbir ideolojik dayatmaya kurban edilemez!
Azerbaycan’ın bu yanlıştan bir an önce dönmesini bekliyoruz. Gençlerin geleceğine engel koymak değil, önlerini açmak gerekir. Bu çağda böylesi bir anlayışa asla geçit verilmemelidir!”
YAP: Açıklamalar, Azerbaycan-Türkiye kardeşlik ilişkilerinin ruhuna aykırı
YAP 13 Ekim Salı internet sitesinden yayınladığı açıklamasında AKP’li vekillerin ve Saral’ın açıklamalarının Türkiye’yle ilişkilerin ruhuna aykırı olduğunu vurguladı. Öne çıkanlar şöyle:
* Uzun süredir Türkiye’nin bazı medya organlarında ve sosyal medya platformlarında, özellikle de AKP iktidarına yakınlığıyla bilinen bilgi kaynaklarında Azerbaycan hakkında gerçeği yansıtmayan, taraflı, iftira ve karalama nitelikli haberlerin yayımlandığı gözlemlenmektedir.
* Yeni Azerbaycan Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisi arasında mevcut olan ortaklık ilişkilerini, ayrıca Azerbaycan ve Türk halklarını birleştiren tarihi kardeşlik ve dostluk bağlarını dikkate alarak, bugüne kadar bu tür durumlara karşı temkinli bir duruş sergiledik. Amacımız, münferit çevrelerin sorumsuz davranışlarının devletlerimiz ve halklarımız arasındaki ilişkilere olumsuz etki etmesine izin vermemek olmuştur.
* Fakat son dönemde Azerbaycan’a yönelik bu bilgi kampanyasının daha agresif, sistemli ve açıkça iftira niteliği kazanması; özellikle de Türkiye Cumhurbaşkanı Başdanışmanı statüsünü taşıyan bir kişinin ve iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinin böyle bir kampanyaya katılması, konuya açıkça tepki göstermemizi zorunlu kılmaktadır.
‘Azerbaycan-İsrail ilişkilerinin kasıtlı şekilde çarptırılması…’
* İlk olarak, Azerbaycan-İsrail ilişkilerinin kasıtlı şekilde çarpıtılması, bu ilişkilere güya istisnai bir nitelik kazandırılması ve bu üzerinden Azerbaycan aleyhine siyasi suçlamalarda bulunulması girişimlerini kesin bir dille reddediyoruz. Azerbaycan Cumhuriyeti, İsrail ile uluslararası hukuk kurallarına ve karşılıklı çıkarlara dayanan normal devletlerarası ilişkilere sahiptir.
* Azerbaycan’ın Filistin konusundaki tutumu ise tutarlı, net ve ilkeseldir. Ülkemiz Filistin halkının meşru haklarını daima desteklemiş, Filistin’e maddi ve insani yardımlarda bulunmuştur. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Başbakan Muhammed Mustafa muhtelif zamanlarda Azerbaycan’ı ziyaret etmişlerdir. Filistin Devleti’nin Azerbaycan’daki Büyükelçiliği’nin faaliyetleri de Azerbaycan devletinin finansal desteğiyle sağlanmaktadır.
* Cumhurbaşkanı İlham Aliyev defalarca en yüksek uluslararası kürsülerden beyan etmiştir ki; Azerbaycan, Filistin sorununun uluslararası hukuk ve BM’nin ilgili kararları temelinde, Doğu Kudüs’ün Filistin Devleti’nin başkenti olması şartıyla ‘iki devletli’ çözüm ilkesi çerçevesinde çözülmesini desteklemektedir. Azerbaycan’ın Gazze’de yaşanan olaylarla ilgili tutumu da insani değerlere, sivil halkın korunmasına ve uluslararası hukuka dayanmaktadır.
‘Ülkemizin verdiği katkılar Müslüman devletler tarafından takdirle karşılanmaktadır’
* Azerbaycan’ın İslam dünyasıyla ilişkileri de herhangi bir siyasi konjonktürden değil; karşılıklı saygı, eşitlik ve dayanışma ilkelerinden kaynaklanmaktadır. Ülkemizin İslam dayanışmasının güçlendirilmesine verdiği katkılar Müslüman devletler tarafından takdirle karşılanmaktadır. 2027’de İslam İşbirliği Teşkilatı’nın bir sonraki Zirve Toplantısı’nın Azerbaycan’da düzenlenmesinin öngörülmesi de ülkemize duyulan uluslararası güvenin bir göstergesidir.
* Bu bağlamda hatırlatmak isteriz ki, İslam’ın temel ilkeleri arasında adalet, eşitlik, karşılıklı saygı ve dayanışma önemli bir yer tutar. İslam dünyasında hiçbir devletin diğer Müslüman halklara kendi iradesini dikte etme, onların iç işlerine müdahale etme veya kendisini diğerlerinden üstün bir konumda görme hakkı yoktur. Müslüman dünyasının birliğine hizmet etme iddiası, hegemonya eğilimleriyle değil; eşit haklara dayalı işbirliği ve karşılıklı saygıyla kanıtlanmalıdır.
‘Saral’ın açıklamaları derin üzüntü yaratıyor’
* Türkiye Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın ve iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinin meselenin özünü, Azerbaycan’ın anayasal düzenini ve ülkemizdeki din ve vicdan özgürlüğünün hukuki temellerini dikkate almadan popülist ve sorumsuz açıklamalarda bulunması derin bir üzüntü yaratmaktadır. Bu tür açıklamalar, Azerbaycan–Türkiye kardeşlik ilişkilerinin ruhuna aykırıdır ve kamuoyunda yapay bir gerginlik yaratmaya hizmet edebilir.
* Azerbaycan halkı tarih boyunca milli, manevi ve dini değerlerine büyük saygı göstermiştir. Ülkemizde din ve vicdan özgürlüğü Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Azerbaycan devleti tüm dinlerin temsilcilerine eşit muamele etmekte ve dini çeşitliliği toplumumuzun bir zenginliği olarak kabul etmektedir.
‘Azerbaycan laik bir devlettir’
* Eğitim alanında uygulanan kurallar ise eşitlik, laiklik, hukukun üstünlüğü ve tüm vatandaşlar için eşit fırsatların sağlanması ilkelerine dayanmaktadırni
‘AKP iktidarını bu zararlı politikadan vazgeçmeye çağırıyoruz’
* Türkiye’nin kendi içinde dini ve laik değerler etrafında yürütülen siyasi tartışmalar toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirmektedir. Başörtüsü gibi hassas meselelerin siyasi manipülasyon ve bölücülük aracı olarak kullanılmasının ne Türk halkının birliğine ne de genel olarak İslam dünyasının dayanışmasına hizmet ettiğine inanıyoruz. Bu tür meselelerin Azerbaycan’a karşı bir siyasi baskı aracı olarak kullanılmasıysa özellikle kabul edilemezdir. AKP iktidarını bu zararlı politikadan vazgeçmeye çağırıyoruz.
* Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı muzaffer komutan İlham Aliyev’in şahsına yönelik bazı bilgi kaynaklarında dile getirilen hakaret, iftira ve karalama nitelikli ifadeler de Azerbaycan kamuoyunda haklı bir öfke uyandırmaktadır.
* Kurucu Lider Haydar Aliyev’in belirttiği ‘Bir millet, iki devlet’ ilkesi, Azerbaycan–Türkiye ilişkilerinin manevi ve siyasi temelini oluşturmaktadır. Ancak bu tarihi ifadenin anlamının çarpıtılmasına izin verilemez. Burada söz konusu olan tam olarak bir millet ve iki bağımsız devlettir. Bu ilke hiçbir şekilde bir devletin diğerinin iç işlerine müdahale etmesine, kendi siyasi ve ideolojik yaklaşımlarını diğerine dayatmasına gerekçe oluşturamaz.
* Azerbaycan halkı yüzyıllar boyunca bağımsızlık arzusuyla yaşamış, devlet bağımsızlığını yeniden kazanmış ve bugün Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderliğinde bağımsız bir iç ve dış politika yürüten egemen bir devlette yaşamaktadır.
* YAP, AKP temsilcilerinin, özellikle de üst düzey devlet görevinde bulunan kişilerin açıklamalarında siyasi sorumluluk sergilemeleri, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin egemenliğine, anayasal düzenine ve iç işlerine saygı göstermeleri gerektiğine inanmaktadır. Türkiye’nin ilgili siyasi çevrelerinin bu tür sorumsuz açıklamalardan doğru dersleri çıkaracağını, Azerbaycan–Türkiye ilişkilerine zarar verebilecek adımlardan kaçınacağını umut ediyoruz.
Not: Azerice metni yapay zeka Türkçe’ye çevirmiş, Diken düzenlemiştir.