Kime yazıyorum ki ben. Bir yazıyı herkes okumamalı aslında. Oysa biz yazıyoruz herkes her şeyi okuyabiliyor. Böyle olmamalı. Örneğin elimde olsa, bu yazıyı vefasızların okumasını istemezdim. Ya da öpüşen bir çifte gıptayla değil de hasetle bakıp ahlak duyguları kabaranların. Ama belki de okuyacaklar.
Ve devlet büyüklerimiz de okuyacak. Ya da onlar yorulmayacak da parasını verdikleri birileri okuyacak. Devlet büyüklerimize kötü bir laf söz edilmiş mi diye didik didik edilecek. Belki de bunun için para alan memur, o sırada akşam yemeğine gelecek misafirini düşünürken dalıp gidecek, bir paragrafı boş boş okuyup yine başa dönecek, devlet büyüklerimize laf söz gelmesin diye kendini hırpalarken sinirlenecek ve bana söylenecek (Bu coğrafya insanı söylemez, söylenir çünkü).
Kendi kendine günde yüz kere devlet büyükleri, devlet büyükleri diyecek ve tam gazeteyi kapatıp köşeye fırlatırken aklına gelen o eşsiz fikirle şefinin yanına koşacak. “Devlet büyükleri” demenin bile devlet büyüklerine hakaret olacağını kafasında formüle edip sevinecek. Eğer “devlet büyüğü” varsa “devlet küçüğü” de vardır diye düşünüp tam da devlet büyüğü demenin devlete hakaret olduğunu keşfedecek. Çünkü büyüğü olanın küçüğü vardır diyecek.
Ve tam da bu nedenle devlet büyüklerimiz dediğimizde diğer devlet büyüklerimizin aslında devlet küçüğü olabileceği olasılığı onu dehşete düşürecek. Asıl suç tam da budur diye kendi kendine tekrar edecek.