Ali Bayramoğlu: Muhalif aktörlerin önünde iki yol görünüyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Günün siyasi dengeleri itibariyle muhalif aktörlerin önünde iki yol görünüyor.

İlki “popülizan” bir yol.

Bu ,özetle, seçimlerde Erdoğan’ı yenebilecek “kişi” üzerinden yol almak demek (…) en çok rağbet görenler İmamoğlu ve Yavaş. Sorun o ki, bu kişilerin ortada seçmen için ölçü alınabilecek bir siyasi performansları yok, siyasi programları yok, aday oldukları siyasi partiyi ne kadar temsil ettikleri ve edecekleri belli değil, başkan olurlarsa mevcut anayasayla nasıl bir yol izleyecekleri bir muamma. Tek güçleri ve anlamları, 2019 yerel yönetim seçimlerinde kullandıkları dil, diğer ifadeyle anlık söylemleri ve elbette Erdoğan’ı yenebilecek figürler olarak kabul edilmeleri. Özetle bu yol siyasi arzın toplumsal olanın üzerine kuracağı hükümranlık yoludur.

İkincisi “siyaset” yoludur.

Adayın tercihlerinin, izleyeceği yolun bilindiği, muhtemel performansının kestirilebildiği diğer ifadeyle toplumsal taleplerin siyasi arzı yönlendirebildiği bir tarzı tanımlar bu yol. Başkan kim olacak sorusundan çok ne yapacak ve nasıl yapacak sorusunu öne alır, yeni bir Türkiye tahayyülünü kalemleriyle, ikna edici biçimde ortaya koyar, siyasi seferberliği burada arar. Özünde katılım ve etkileşim tarafından kuşatılır.

Ülke koşullarında siyaset yolu tercihinin iki koşulu bulunuyor. Önce Kılıçdaroğlu, Akşener, Babacan gibi mevcut liderlerden birisinin ya da Gül gibi eski birisinin adaylığı, sonra, kim aday olacaksa yönetim paylaşımı, organizasyonu, temel siyasi projelerin kolektifçe hazırlanıp kamuoyuna sunulması.

Görünen o ki, Akşener ilk yolu, Kılıçdaroğlu ikinci yolu zorluyor.

Akıl açık biçimde ikinci istikameti tarif ediyor.

Ali Bayramoğlu’nun yazısı