11 Ocak 2015 Pazar günü tarihi bir gündü. Ancak tarihin ana akışı bu istikamette mi? Asıl soru budur.
Televizyon ekranlarında yürüyüşün ön sıralarındaki liderlere bakarken temsil ettikleri güç siyasetini düşününce sorular ve endişeler kaçınılmaz oluyordu.
Bir yanıyla her bir liderin barışa kendi meşrebine ve çıkarına göre anlam verdiği açık değil mi? Dahası bu liderler arasında bazılarının bugün yaşanan Ortadoğu’dan dünyaya yayılan ateşin ana ocağını temsil etikleri ortada değil mi?
… Uzatmayalım ama bilelim ki, kimse masum değil… Charlie Hebdo vahşetinin ve onu takip eden diğer olayların büyük gerilim öyküsünün ve kutuplaşmanın doruk noktası olduğunu unutmamak gerekir.
Gergin ipin boşalmasının iki önkoşulu var. Bir yanda İslam dünyasının gerekçe aramadan kendi içinden çıkan radikalizmle yüzleşmenin ve mücadelenin yollarını bulması… Öte yanda Batı dünyasının İslami alana keskin müdahale, İslami olanı kriminalize eğiliminden vazgeçmesi…
Verili çıkarlara, politikalara ve içe dönük tutumlara bakılınca, müşkil iş…