Enflasyonun yüksek gerçekleşeceği ve öngörülen oranların tutmayacağı beklentisi bir türlü kırılamıyor. Sektörel enfl asyon beklentileri ortada; en düşük oranı tahmin eden ve ağırlıkla finans kesimi temsilcilerinden oluşan piyasa katılımcıları bile resmi hedefin çok üstünde bir oran bekliyor.
TÜİK ekim ayı sonunda bir açıklama yaptı ve 2026’da TÜFE’de ağırlıkların belirlenmesinde hanehalkı bütçe anketinin değil ulusal hesaplar hane halkı nihai tüketim harcamalarının kullanılacağını duyurdu. TÜFE’nin 2003 olan baz yılı da 2025 olarak değişecek.
Peki bu değişikliğin, yani ağırlıkların hane halkı bütçe anketi yerine nihai tüketim harcamaları kullanılarak belirlenmesinin nasıl sonuçlar doğuracağı konusunda herhangi bir bilgilendirme ihtiyacı duyuldu mu? Ne gezer!
Ağırlıkları belirleyecek kaynağın değişmesinin en çok gıda ve konut grubunu etkileyeceği hem bu köşede, hem başka platformlarda defalarca dile getirildi.
Gıdanın bu yıl yüzde 24,97 olan ağırlığı, GSYİH’ye göre yüzde 21,72’ye düşecek.
2026’da konut grubunun ağırlığı yüzde 15-16 dolayında dikkate alınacağına ve buna izafi kira da dahil olacağına göre gerçek kiranın payı nereye düşecek?
Gerçek kiranın ağırlığı düştükçe enflasyon tahmin edilenden daha düşük çıkacak.
“Enflasyonda asıl kavga gürültü seneye kopacak” derken kastettiğim işte gıda ve konut grubu.
Şimdi 2026’da bu grupların payı düşürüldüğünde, konut harcamalarında toplamda bir değişiklik olmasa da gerçek kiranın payı düştüğünde ortalık iyice toz duman olacak.