CANAN COŞKUN
canancoskun@diken.com.tr
@canancoskun
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) önceki dönem AKP’li idarecilerinin tarihi yarımadayı yapılaşmaya açacak imar planlarını Danıştay bozdu. ‘İhya‘ adı altındaki imar planlarına göre, kayıp eser niteliğindeki tarihi eserler yeterli arşiv taraması yapılmadan İBB’nin tarihi yarımadada uygun gördüğü yerlere yapılacaktı.

Tarihi yarımada ya da Suriçi; Haliç, İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi’yle çevrili olan; İstanbul şehrinin ilk kurulduğu ve geliştiği bölgeye verilen isim.
İBB yönetimi, geçmişte tarihi yarımadada yer alan ancak günümüzde var olmayan tarihi yapıların ihya edilmesine karar vermişti. 16 Ağustos 2012 tarihli karar, Kızıltaş Mescidi, Kepenek Camii, Bostancılar Tabhanesi Mescidi, Emirler Mescidi, Bekarbey Tekkesi, Abayi Mescidi, Karagöz Mescidi, Baba Hasan Camii, Uncu Hafız Medresesi ve Mimar Ayas Camii’ni kapsıyordu.
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi de belirli dönem haritalarındaki izler üzerinden veya birkaç görsel belgeden hareketle yeniden inşa etmenin ihya ve çağdaş koruma ilkeleri açısından bir karşılığının olmadığını belirtmiş, söz konusu işlemin iptali için İBB ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’na karşı dava açmıştı.
Keşif ve bilirkişi incelemesi
Davaya bakan İstanbul 3’üncü İdare Mahkemesi, ihya edilmesi istenen tarihi eserlerle ilgili keşif ve bilirkişi incelemesi organize etmişti. İnceleme sonucunda dava konusu yapılarla ilgili şu tespitlere ulaşılmıştı:
– Uncu Hafız Halil Medresesi: Sadece iki fotoğrafa dayalı olarak yetersiz veri ile üçüncü boyutla ilgili somut veriler olmadan şu andaki mevcut arsanın konumu ve halihazır kullanımı, tüm medreseyi yerinde yeniden yapmaya ve proje üretmeye imkan tanımaz.
– Bostancılar Tabhanesi Mescidi: 1870’lerde tren yolunun Sirkeci’ye gelmesi sırasında mescit harap olmuş, 1950’lerde sahil yolu yapılırken tümüyle ortadan kalkmıştır. Önceden bulunduğu yerde Turgutreis heykeli bulunmaktadır. Kısıtlı veriler ve uzaktan çekilmiş az sayıdaki fotoğraf ile kartpostala dayanarak yeniden inşa etmek, söz konusu yapının bulunduğu yerin dünya mirası alanı kapsamında olması ve sahil yolunda peyzaj düzenlemesi yapılmış olması nedeniyle uygun değildir.
– Saraçhane Mescidi – Mimar Ayas Mescidi: Bu yapının özgün yeri Saraçhane’de Horhor Caddesi ile Macar Kardeşler Caddesi’nin kesişimindeki refüjdür. İhya edilmek istenen yer ise arkeolojik park alanında yer almaktadır. Bu alanda inşaat ve kazı yapılması durumunda Bizans dönemi kalıntıları da ortaya çıkacak. Burada yeni bir bina inşa etmek arkeolojik alan koruma ilkeleri açısından uygun değil.
– Emirler Mescidi: Buranın özgün yeri Sirkeci’deki Ankara Caddesi ile İstasyon Caddesi kesişimidir. Günümüzde buradan tramvay hattı geçmektedir. İhya edilmesi için öngörülen alan ise TCDD alanı içinde kalan parktır. Bu alanın yakınında yani Marmaray girişine yeni bir bina inşa etmek arkeolojik alan koruma ilkeleri açısından uygun değildir.
– Bekarbey Tekkesi: Yapının özgün yeri Cerrahpaşa Tıp Fakültesi bahçesidir. İhya için ise yine Cerrahpaşa Tıp Fakültesi bahçesinde yolda kalan bir alan öngörülmüştür. Rekonstrüksiyon için yeterli görsel malzeme bulunmazken, kullanımı arkeolojik alan koruma ilkeleri açısından uygun değildir.
– Kepenekçi İshak Camii: İhya edilecek yapıyla ilgili yeterli bilgi ve görsel bulunmamaktadır. Orijinal yerinde ve büyüklükte yapılamaması tarihi yarımadanın siluetinde sahte bir ihya yapı yaratılmasına neden olur. Bu da kentsel yerleşmeye uygun bulunmamıştır.
Mahkemenin ‘düşüncesi’
Mahkeme, 30 Kasım 2019’da yürütmenin durdurulmasına hükmetmişti ancak daha sonra davanın reddine karar vermişti. Mahkeme, kararında şu cümleler yer almıştı:
“Geçmişte var olan ve bu özelliği ile tarihi nitelik taşıyan kültür varlıklarının kurul kararları doğrultusunda ve gerekli araştırmaların yapılarak şartların uygun olması halinde hayata geçirilmesini temin amacı güden bir uygulamanın şehrin siluetini olumsuz etkilemesinin düşünülemeyeceği gibi siluetin temel öğesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.“
Danıştay: İhya sağlam ve bilimsel verilere dayanmalı
Karar, temyiz edildiği için dava dosyası Danıştay’a taşınmıştı.
Danıştay 6’ncı Dairesi de 17 Kasım 2021 tarihli kararında, kayıp eserlerle ilgili ihya kararı alınırken rekonstrüksiyonun sağlam ve bilimsel verilere dayalı olması gerektiğini vurguladı. İlgili kurum ve kuruluş arşivlerinden her türlü görsel ve yazılı bilgi ve belgenin toplanması ve değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Daire, bunlar olmadığı için yerel mahkemenin tarihi yarımadada yapılaşmaya imkân sağlayan kararını hukuka uygun bulmadı.
Kararı bozan Danıştay, yeniden bir karar verilmesi için dosyayı tekrar İstanbul 3’üncü İdare Mahkemesi’ne gönderdi.