İki gazeteci, yazıları ve sosyal medya paylaşımları yüzünden terör örgütü propagandası yapmakla suçlanan Diken yazarı Hollandalı gazeteci Frederike Geerdink’in ‘haline şükretmesini isteyen‘ Hürriyet yazarı Akif Beki‘yi eleştirdi.
Ümit Kıvanç, “Geerdink için ‘Muktedirlerce oraya buraya yerleştirilen piyonlardandı’ demeyecekler” diye yazarken Hakan Aksay da, “Birkaç ay içinde de AKP-PKK anlaşması sağlansa, siz Hürriyet’teki köşenizden “matmazeli korumak” adına yeni bir yazı kaleme alır mısınız acaba?” diye sordu.

Kıvanç, Riya Tabirleri adlı blogundaki yazısına “Devletin üstüne çullandığı bir yabancı gazeteciye verip veriştirmiş, onu tehdit etmiş, aşağılamaya kalkmışsın. Aferin” diye başlayan Kıvanç şöyle yazdı:
“Frederike Geerdink için ileride, devir değiştiğinde, insanlar, “burayı sevdi, geldi burada yaşadı” diyecekler. Senin için ne diyecekler, Akif Bey? Nereyi, neyi sevdi, diyecekler?”
Frederike Geerdink için, “çalışıyor, emeğiyle hayatını kazanmaya uğraşıyordu” diyecekler. Herhangi bir iktidara hizmet etsin diye muktedirlerce oraya buraya yerleştirilen piyonlardandı, demeyecekler.
Çok eş dost, arkadaş edinmişti burada, diyecekler. Onlardan çıkarı, belki birlikte yemeye içmeye gittiklerinde hesabı ödetmemişlerdir, odur, diyecekler. Hiçbir özel yeteneği, kapasitesi, bilgisi, uzmanlığı olmadığı halde muazzam maaşlarla konforlu işlere konanlardandı, demeyecekler.
*Şunu güzel yazmıştı, şunu da yanlış yazmıştı, gazeteciydi işte, diyecekler. Şunu göze girmek için, bunu yaranmak için, şunu da vazifeyle yazmıştı, demeyecekler.”
Kıvanç son olarak Akif Beki’ye ileride nasıl hatırlanacağını, kendisi için neler söyleneceğini düşündüğünü sordu.
Aksay: AKP-PKK anlaşması sağlansa…
Beki’nin yazısı T24 yazarı Hakan Aksay’ın da eleştirisine hedef oldu.
Aksay, ‘Mösyö Beki gazetecidir, Matmazel Geerdink ise terörist!’ başlıklı yazısında Beki’yi, ‘Erdoğan’ın ‘ebedî basın sözcüsü’, cumhurbaşkanlığı uçağının değişmez müdavimi, Doğan Grubu’nun ‘AKP’yle ilişkilerinden sorumlu’ köşe yazarı ve TV programcısı’ diye niteledikten sonra şöyle yazdı:
“Başlıkta kullanacak kadar çok beğendiği ve yazısının içinde de bol bol kullandığı “matmazel” hitabına kendince sıkı bir “anlam” yüklüyor olmalı sanırım; belki kafadarlarıyla yaptığı “iç sohbetlerde” hem yabancı, hem gazeteci, hem de kadın olan birine nasıl haddini bildirdiğini övünerek anlatmasına renk katacak bir “buluş” bu…
(Erdoğan’ın) “Türkiye’deki kadar özgür medya dünyada yoktur” tezine sarılarak (ve görüşlerini iktidarın kestiği ağır cezaların faturasını zorlanarak ödeyen bir grubun gazetesinde yazarak) Geerdink’e büyük bir ders veriyor.
Bunu yaparken ne hedef tahtasına oturttuğu insanın aslında “meslektaşı” olduğunu, ne de bu tür siyasi sataşmalar ve yazılar sonrasında Hollandalı gazeteciye yönelik olası provokasyonların gündeme gelmesi ihtimalini düşünüyor.
Diğer yandan, yazısı boyunca, Geerdink’in savunduğu PKK’yı IŞİD ve El Kaide ile eşitleyerek, “PKK ile ilgili yazdığını onlar hakkında yaz da görelim bakalım” yöntemine sarılıyor.
Şimdi Hollandalı gazeteciye 5 yıl ceza verilse, birkaç ay içinde de AKP-PKK anlaşması sağlansa, siz Hürriyet’teki köşenizden “matmazeli korumak” adına yeni bir yazı kaleme alır mısınız acaba?
O zaman da “en demokratik ülke” olan Türkiye’nin kendi içinde teröre bulaşmış bir yabancı kadın gazeteciyi affetmek suretiyle göstereceği sonsuz hoşgörüyü överek malum görevinize devam edersiniz belki.
Ama onlar sonraki aşamalar tabii.
Bugün önce şu “matmazel”in üzerine bir çullanalım da, küstah Batı’ya mensup bir ülkeden gelerek Türkiye’ye, hem de ta Diyarbakır’a yerleşip yıllardır oradan dünyaya olur olmaz haberler ve yazılar yazmak, tweetler atmak ne demekmiş, bir gösterelim!
Öyle değil mi, Sayın Sözcü?”