Malezya Başbakanı Enver İbrahim’in de başına gelmiş, Instagram ve Facebook’taki Haniye mesajları kaldırılmıştı.
Onun da tepkisi sertti, Meta şirketini “ayrımcı ve adaletsiz” olmakla suçlamıştı.
Malezya Başbakanlığı açıklama dahi yayınlamış, Meta’dan kamuoyu önünde özür bekliyor ve paylaşımların yeniden yüklenmesini istiyordu.
Malezya hükümetinin talebi neyse karşılandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve Türkiye’ye gelince niye ayrı muamele?
Instagram’ın, Facebook’un bütün derdi Müslüman oluşumuz mu? Türkiye’yle alıp veremediği bu, deseniz…
Malezya örneğine bakıyorsunuz, öyle değil.
Enver İbrahim daha az mı Müslüman, hayır. Hamas’ı terör örgütü mü sayıyor, hayır.
O da Müslüman siyasetçi kimliğiyle tanınıyor dünyada.
Ama Instagram’la Facebook, onun sansür itirazını kaale alıyor, bizimkini almıyor.
Şöyle bir durum çıktı ortaya…
Malezya’nın sözü Instagram’a geçiyor, gücü Facebook’a yetiyor; Türkiye’ninki yetmiyor.
Sosyal medya platformlarının bizle alıp veremediği, Erdoğan’ın Müslüman siyasetçi kimliği ya da Yeni Şafak’ın tabiriyle “ümmetin ve turanın lideri” olması değilmiş. Enver İbrahim örneğiyle orası da anlaşıldı.
İktidar propagandasının en iddialı tezi çürüdüğüne göre geriye ne kalıyor?
Ya Türkiye Yüzyılı’nın başladığından, Malezya dahil dünya dünyanın artık bizden sorulduğundan Facebook’la Instagram’ın henüz haberi yok…
Yahut da yanlışlık sadece Facebook’la Instagram’da değil, bizim iktidarın yaklaşımında da yanlışlık var.
İktidar, dönüp kendine bakabilir öyleyse. Neden Malezya kadar etkili olamadığını bulmaya kendini gözden geçirmekle başlayabilir.