Sadece içeride değil, dışarıda dünyaya da bizzat iktidar sahipleri tarafından çok kez şikayet edilmedi mi bu yüzden yargı tasarrufları?
Başörtüsü yasağı ile düşünce ve siyaset özgürlüğüne aykırı yargı kararları, çatır çatır AİHM’e götürüldü. Yerli ve milli yargıda bulunamayan adalet, Strazburg mahkemesinde aranmadı mı?
Umutmayın ki Erdoğan’ı okuduğu bir şiir yüzünden belediye başkanlığından düşüren, siyasetten yasaklayan ve 4 ay hapis yatıran da 1998’de Yargıtay’ca onaylanan bir mahkeme kararıydı. Mağduriyetini gidermek için üç kez AİHM kapısını çalmadı mı?
Yeni Şafak gazetesi de 2002 başında polis baskınına uğradığında, Avrupa Konseyi haklar sözleşmesine sığındı. Hangi maddelerin devletimizce ihlal edildiğini sayıp döktüğü bölüme de “Avrupa’ya rezil oluyoruz” ara başlığı atmadı mı?
Avrupa’ya rezil olmamak mühimdi o zaman, Avrupa Konseyi sözleşmesine uymak ve dünya demokrasi liginde küme düşmemek de çok mühimdi.