… Erdoğan’ın, Kılıçdaroğlu’na, mezhebini açıkça yaşama konusunda utanacağı, sıkılacağı, çekineceği hiçbir şey olmadığını söylemesinde yanlışlık görünmüyor. Sünniye Sünni demek, Aleviye Alevi demek tek başına bir ayrımcılık değildir, mezhepçilik yapmak değildir, olumsuz bir imada bulunmak değildir. Mindere çıkmışsanız, seçmenin hakkınızdaki her şeyi bilmeye; rakibinizin de sorup soruşturmaya, irdelemeye, kurcalamaya hakkı vardır.
Fakat yine de bir yanlışlık var ortada. Etnik veya dini hüviyetlerin hiçbiri, olumsuz bir anlam yüklenerek konuşulamaz. Aleviliği, Sünniliği, Zazalığı ya da Ermeniliği herhangi bir cümle içinde özür dilenecek, ayıp ve çirkin bir şeymiş gibi geçirirseniz, işte o zaman baltayı taşa vurmuş olursunuz.
“Bana Gürcü diyen oldu. Çıktı bitanesi afedersin, çok daha çirkin şeylerle, Ermeni diyen oldu. Ben Rizeli Türk’üm…” sözleri, maksadı aşacak şekilde yorumlanmaya müsaittir. Gürcü ve Ermeni diyenlerin, kendisine faşizanca saldırmayı amaçladığı, bunların sanki küçültücü ve aşağılayıcı nitelemelermiş gibi kullanıldığı kastediliyor besbelli.
Meram doğru da olsa, (b) şıkkındaki ifadelendirme yanlış anlaşılmaya açık ve tashihe muhtaçtır. Doğrusu, “Gürcü de olabilirdim, Ermeni ya da Zaza da… Ama Rizeli Türk’üm” şeklinde olmalıydı.