İYİ Parti lideri Akşener’e FETÖ üyeliği soruşturmasında verilen takipsizlik.
‘Bindiği uçakların yolcu listesinde aradık taradık, aynı baz istasyonlarından telefonu sinyal vermiş mi diye bakmadık yer bırakmadık, altını üstüne getirdik, hayatını didik didik ettik, FETÖ’cülüğünü ispatlamak için 7 yıldır çok uğraştık ama bir bağını, irtibat veya iltisakını bulamadık; elde bir gizli tanığın ifadesinden başka hiçbir şey yok, o da delil olmuyor; suçsuz yere adı lekelenmesin, yargısız infaza uğramasın diye 7 yıl sonra takipsizlik vermeye mecbur kaldık’ tadında bir gerekçeyle açıklandı.
İki şey sorduruyor: Savcılık, bu alışılmadık izahata niye gerek duydu, hayırdır inşallah; bir.
Akşener; bu soruşturma kullanılarak 7 yıl boyunca karalanırken, hakkında kesinleşmiş yargı kararı varmış gibi “FETÖ’nün ablası” ilan edilirken neredeydiler, iki. Lekelenmeme hakkını, suçsuzluk karinesini filan; atı alan, Üsküdar’ı geçtikten sonra hatırlıyor savcılık.
Akşener’in hakkını korumak, lekelenmesine izin vermemek için 7 yılda bir tek iftiracıya soruşturma açılmış mı? Hayır.
Tam da bugün Afyon’da “İYİ Parti’yi şahlandıracak, siyasette milat olacak” diye duyurdukları çıkışından 4 gün önce Akşener’e takipsizlik, ne tesadüf ama!
İşte demokrasi, işte hukuk! Tıkır tıkır işliyor maşallah. Savcılar, ellerinden geleni yaptı ama soruşturma, ancak bitti demek. Zamanlamanın altında adaletin tecellisinden başka mâna, siyasi maksat ve mesaj aramazsınız herhalde.
Konuşması; siyasette hangi taşları yerinden oynatacak, nasıl bir başlangıç olur, hangi kapıyı açıp hangisini kapatır? Onu bugün anlarız.