Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen üç yılda, bölgedeki birinci basamak sağlık hizmetlerindeki ciddi sorunlar sürüyor. Deprem bölgesinde sadece üç aile sağlığı merkezi (ASM) yapıldı. TOKİ projelerinde ASM’lere yer verilmedi.
Adıyaman, Kahramanmaraş, Hatay ve Gaziantep’i ziyaret eden Birlik ve Dayanışma Sendikası, aile hekimi, ebe, hemşire ve sağlık çalışanlarının çalışma koşullarını inceleyip raporladı.

Diken’in sorularını yanıtlayan sendika genel başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi deprem bölgesinde yaşayanların seslerinin duyulmadığını ve unutulmuş hissettiklerini söyledi.
TOKİ projelerinde ASM yok
Hatay’da devasa TOKİ binaları yükselirken birinci basamak sağlık hizmetlerinin verildiği aile sağlığı merkezleri (ASM) unutulmuş. ASM’lerin de inşa edileceği söylense de planlarda dahi yer almadığını belirten Mehlepçi, “Özellikle merkezde yeni bina çok ama ASM yok” dedi.
Adıyaman’da 12 aile ASM inşasına başlanmış. İnşaatlarının yüzde 90 tamamlanmış ancak süreç durmuş. Halen sendikanın diğer yönetim kurulu üyeleriyle birlikte deprem bölgesinde bulunan Mehlepçi şöyle konuştu: “Klimalar dahil takılmış. Kapılar da takıldığında çalışacak duruma kadar gelinmiş. Ancak iddialara göre müteahhitin parası ödenmediği için üç-dört aydır inşaatı durdurulmuş.”

Bütün konteynırlarda koşullar hem insani hem de hijyen açısından kötü. Adıyaman’da kırılan camı üç yıldır sağlık il müdürlüğü tarafından değiştirilmeyen konteyner bulunduğunu, hepsinin tavanının akıttığını, hekimlerin kendi gayretleriyle düzeltmeye çalıştıklarını anlatan Mehlepçi şöyle devam etti:
“Tüm deprem bölgelerindeki konteynerler çok eskimiş. Sorunlarını sağlık il müdürlüklerine aktaran arkadaşlarımız söylemekten bıkmış çünkü ‘siz halledin’ deniyor.
ASM çalışanlarının tamamına yakını depremzede. Biz ASM’ler için Sağlık Bakanlığı’na kira öderiz. Burada bakanlık depremzede de olsalar, birim başına Türkiye ortalamasının iki-üç kat daha yüksek kira alıyor.
İnsanlar çok hareketli, sık sık yer değiştiriyor. Bakanlık, ASM nüfuslarına kayıtlı olan ama e-nabızları kapatılan, hiçbir hareketliliği olmayanların dahi bulunması isteniyor. Telefonları yok ya da numaraları değişmiş. Bunların ücreti kesiliyor.
İnsanlar karınları doyurabilmek, barınabilmek için ayakta kalmaya çalışıyorlar. Temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlarsa bir parça mutlu oluyorlar.
Çalışanların dayanma gücünü tamamen tüketmiş. Neredeyse tamamı kaderine terk edilmiş hissediyor.
Depremden hemen sonrada da bölgeye gelmiştim. Diğer iller kısmen toparlanmaya başlamış. Ama Hatay çok fena durumda. Artık bu sorunların çözüleceğine dair umutlarını büyük ölçüde yitirmiş durumdalar.”
Tavanı akan, tuvaletinde su olmayan ASM olur mu?
Sendikanın tespitlerine göre:
Konteynerlerin tavanı akıyor, tabanı su alıyor, içerisi kötü kokuyor.
Hastalar için dışarıda bekleme alanları yok. Çoğu yerde yalnızca branda ya da şemsiyeyle geçici çözümler üretilmeye çalışılıyor.
Çalışanların ellerini yıkayacak lavaboları yok. Ayrıca konteyner ASM’lerin büyük bir kısmında tuvalet dahi bulunmuyor. Olan tuvaletlerde su akmıyor.


Hırsızlık bıktırdı: Jinekolojik muayene masası dahi çalınmış
Hırsızlık bölgedeki en büyük sorunlardan biri. Jinekoloji muayene masası dahi çalınmış. Hırsızlar, ‘hapçılar‘ ASM’leri mesken tutuyor. Aile hekimleri sadece bundan dahi o denli yılmış ki zamanı gelen emekli oluyor, gelmeyen istifa ediyor. Hiçbir şey yapamayıp çalışanların da morali çok kötü.
Ulaşılamayan depremzedenin parası hekimden kesiliyor
Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay’da ASM hekim ve çalışanlarından bir yıldır gelmeyen hastaları bulmalarını istendi. Aile Hekimliği Yönetmeliği gereği gelmeyen hastalar üzerinden maaş kesintisi yapılması, çalışanları bu hastalara ulaşmak için büyük bir çaba harcamaya zorluyor. Yurt dışında yaşayan, adresi ve telefonu olmayan, mahallede yakınlarına sorulmasına rağmen ulaşılamayan, belki de vefat edenler için dahi ücret kesintisi yapılıyor. Kayıtlı hastalarından 60 kişinin ortada olmadığı birim var.
Aynı anda sekiz kişi varsa, hasta mahremiyeti yok
Kahramanmaraş’ta ise yaklaşık üç yıldır bazı ASM’lerde iki hekim, paravanı ve bölmesi olmayan tek bir konteynerde hasta bakılıyor. Hatta bazı yerlerde aile sağlığı hemşireleri de aynı konteynerde hizmet vermeye çalışıyor. İki hekim, iki hemşire ve hastayla hasta yakınları aynı anda, yalnızca 21 metrekarelik bir alanda bulunmak zorunda kalıyor. Aynı anda sekiz kişinin bulunduğu bu ortamda hasta mahremiyeti tamamen ortadan kalkıyor.
Konteynerler üç yılda aşırı yıprandı
Bir aile sağlığı merkezinde günde ortalama 60–70 poliklinik yapılıyor. Aşı, izlem, kanser taraması, kontrol ve danışmanlık hizmetleriyle birlikte günde 200–250 kişi giriyor. İki hekim ve iki hemşirenin aynı anda çalıştığı konteynerlerde bu sayı günlük yaklaşık 1000 kişiye ulaşıyor. Bu yoğunluğa konteynerlerin fiziksel olarak dayanması mümkün değil. Zeminlerdeki delikler ve kırıklar nedeniyle alttan su alıyor. Hijyen hak getire. Bu yapılar aşırı derecede yıpranmış ve neredeyse kullanılamaz hâle geldi. Kış aylarında konteynerleri su basıyor ve ısınma ciddi bir sorun.

Elektrik çarpması, yangın riski var
Konteynerlerde elektrik çarpması, elektrik tesisatına bağlı yangın riski gibi ciddi tehlikeler var. Çalışanlar bu riskli durumlara artık alıştıklarını ifade ediyor. Oysa konteyner yapılar, en fazla bir-iki kişinin geçici olarak kalabileceği, yoğun insan sirkülasyonu olmayan alanlar için tasarlanıyor.
İş yükü normalin üstünde
Şehrin genelinde bulunan inşaat alanları, inşaat atıkları, çamurla dolu bozuk yollar herkes için moral bozucu bir ortam. ASM’ler nüfus tabanlı çalışsa da deprem sonrası nüfusun sürekli hareket halinde olması nedeniyle kendilerine kayıtlı olmayan hastalara da hizmet vermek zorunda kaldılar. Hastaların da depremzede olduğu düşünülerek geri çevrilmemesi, çalışanların iş yükünü normalin çok üzerine çıkardı.
‘Yok’ çok, ‘Çaresine siz bakın’ deniyor
Aile planlaması malzemeleri bulunmuyor. HPV taraması için uygun oda ve ekipman yok. Kolon kanseri için kit gönderilmiyor. Üç yıl boyunca bu ASM’leri ziyaret eden, sorunları yerinde gören çözmeye çalışan, çözen tek bir yönetici dahi olmamış. Yöneticilere ulaşmaya çalışıldığında ise genellikle “Bir şekilde halledin” yanıtı verilmiş.
Aşı takip sistemi cihazları arızalı
Aşı takip sistemi cihazlarının arızalı olması, sık elektrik kesintileri nedeniyle aşı güvenliğini riske sokuyor. Haftada ancak bir gün aşı yapılabiliyor. Aşı reddi arttı. Hatay’ın özellikle unutulmuş bölgelerinden biri olan Keskincik’te, yaklaşık üç yıldır çocuklar aşılanmıyor. Bölgede aile hekimi bulunmadığı yönünde ciddi iddialar var.