Hiçbir ekonomi yazısının, demecinin insanların yaşadığı ekonomik gerçekliği doğru yansıtabileceğini düşünmüyorum.
Meselâ insanların boğulma hissini bir yazı nasıl anlatabilir ki?
Asgari ücretli deyince çalışan nüfusun yüzde 45’inden bahsediyoruz. “Bi tık üstü” dediğinizde on milyonlar söz konusu…
Orta gelir grubu ümidini kesti ev almaktan araba almaktan, arabasını yenilemekten… Çünkü orta gelir grubu orta gelir grubu olmaktan çıktı.
Dar gelirli ise sanki doktorun ne yersen ye dediği kategoriye giriyor.
Ülke olarak açlığı – yoksulluğu konuşuyoruz. 17’inci büyük ekonomi imişiz… Bu ekonomi milyonlarca insan için hangi takvimde işe yarar?
Bir kesim var evet, bir eli yağda – bir eli balda bir kesim…
O da ekonomi düzeninin “servet transferi” niteliği ile izah ediliyor, dolayısıyla milyonlarca insana daha çok boğulma duygusu veriyor. İşsiz genç, asgari ücretli babasından harçlık bile isteyemeyen genç, bil eli yağda bir eli balda dünyaya baktığında yüreğinde nasıl bir kıvranma hisseder?
Buralara getirildi ülke. Kendiliğinden gelmedi. Bir sorumlusu olmalı. Bedel ödemeli. Hiçbir mazeret başarının yerini tutmuyor.
Ve bu ülke insanına bir ümit verilmeli. Yarınlar için ümit. Nerede o ümit?