Ahmet Takan: Türkiye'nin doğru stratejisi bir 'blok siyaseti' değil; ekonomik eksen belirleyip güvenlik dengesini korumaktır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye’nin en büyük sermaye kaynağı da Avrupa’dır. Bu nedenle Avrupa ile ekonomik yakınlık, bir “diplomatik tercih” olmaktan çok, kalkınmanın matematiğidir. Türkiye’nin doğru stratejisi bir ‘blok siyaseti’ değil; ekonomik eksen belirleyip, güvenlik dengesini korumaktır.

ABD elbette vazgeçilebilir bir aktör değildir. NATO şemsiyesi, stratejik caydırıcılık ve teknoloji boyutu önemlidir. Ancak ekonomik açıdan ABD’den geniş ölçekli sermaye girişi beklemek zordur. Washington, Türkiye’yi sık sık ‘Büyük Orta Doğu’ çerçevesine oturtarak değerlendirir; bu bakış açısı da Türkiye’yi ister istemez İsrail’le uyumlu bir çizgiye zorlayan bir siyaset iklimi üretir. Oysa Türkiye, kendi güvenlik ve vicdan çizgisini, sadece bölgesel denklem içinde değil, daha geniş bir tarih ve devlet aklı içinde belirlemek zorundadır.

ABD küresel güvenlikte ana direk olmaya devam ediyor. Çin üretim gücüyle oyunu şekillendiriyor. Avrupa ise hem ekonomik büyüklüğü hem de yeniden yapılanan güvenlik ihtiyacıyla yeni bir döneme giriyor. Türkiye, bu üçlünün kesişiminde, hem ekonomik hem jeopolitik olarak “anahtar ülke” olabilecek bir yerde duruyor. Bu nedenle en rasyonel rota şudur: Türkiye, Avrupa Birliği’ne girmeden; ama Avrupa’nın hukuk standardını içselleştirerek, ekonomi ve savunmada “stratejik ortaklık” düzeyinde, yoğun ve kurumsal bir işbirliğine gitmelidir.

Ahmet Takan’ın yazısı