Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmalarının herhalde en önemli nedeni Tayyip Erdoğan’ın şahsen suç duyurusunda bulunması, bir polis fezlekesi düzenler gibi suçu etraflı biçimde tarif etmesiydi.
Sulh ceza hâkimliği, bu tutukluluk kararlarına yapılan itirazı reddederken ileri sürdüğü gerekçelerden birinden anlaşılıyor ki, Dündar ve Gül’ün derdest edilip hapishaneye konmasının diğer nedeni, korku.
Bugün iktidarın etrafında toplanmış oldukça büyük bir kalabalığın gerçeklik algısını hızla yitirmeye başladığını görüyoruz. Sadece casusluk ve benzeri konularda değil. Türkiye’nin Rusya savaş uçağını düşürmesini Türkiye’ye karşı açılmış açık savaşın bir parçası olarak yorumlayanlardan geçilmiyor AKP medyasında.
Konuyu bilmeyen birisi söylenenleri duyunca Türk savaş uçağının düşürüldüğünü zannedebilir. Hezeyan seviyesi tavan yapmış yazılar, konuşmalar arasında, İran ve Rusya ile açık savaş halinde olduğumuz belirtiliyor.
Kendi ülkesinde Kürt sorununu çözmeyi buzdolabına kaldırmış ve malzeme buzdolabında artık çürümeye başlamışken PYD’ye saldırılmasını öğütleyenlerden geçilmiyor. Diğer yandan PYD’nin arkasında İran’ın, Rusya’nın, ABD’nin ve dahi İsrail’in olduğunu feryat figan haykırıyor aynı kişiler. Bu ikinci iddia doğru ise, birinci öğüdün anlamı ne?
Giderek yalnızlaşan Türkiye’nin, çılgınca işlere girişmek dışında, son kartuşlarını tükettiğini görüyorlar ve tam da bu nedenle ortalığı gürültüye boğmaya mı çabalıyorlar?