Bir hafta önce Diyarbakır’da, dün İzmir’de, muhtemelen birkaç gün sonra başka bir ilde o ilin bütün İmam-Hatip lise müdürleri Cumhurbaşkanı’nın oğluyla neden kapalı toplantı yaparlar?
Böyle bir yetkinin kaynağı Erdoğan ailesinin gayri resmi vakfının başkanı olmak mıdır?
Cumhurbaşkanı oğlu olarak başında bulunduğu vakfa kamu kaynağı tahsisi zaten sorunlu iken, bir de fiilen Din Eğitimi Genel Müdürü gibi davranması hanedan devleti görünümünü pekiştirmiyor mu?
Sorun, din ağırlıklı eğitim veren okulların varlığı değildir. Dindar oranı bu kadar yüksek bir toplumda doğal olarak bu okullar da olacaktır.
Sorun, mayası İmam-Hatip olan bir toplum projesinin bir devlet politikası olarak devletin başı ve çocukları tarafından yönetilmesidir. Sorun militan laikliğin, laikçiliğin yerini militan muhafazakârlığın, dindarcılığın almasıdır.