RECEP TAYYİP ERDOĞAN: Kendinden gayet emin. İlk turda işi bitireceğine kesin iman etmiş durumda. O kadar ki ilk turda kazanamazsa kendisini bir nevi “yenilmiş” gibi hissedecek. En sevdiği şey miting yapmak ve o da en sevdiği şeyi yapıyor: Mitinglere abanıyor. Televizyonlarda en çok o görünüyor, gazetelerde en çok o var, sokak ve caddeler onun pankartlarıyla süslü, anketler onu söylüyor, golleri ona attırıyorlar… Kısacası ne onsuz kalmak mümkün, ne de ona kayıtsız kalmak. Bütün bu agresif görünme çabası, ahalide bir bıkkınlığa yol açar mı acaba? Anketler “açmaz” diyor. Bakalım anketler yine doğruyu bilecek mi?
EKMELEDDİN İHSANOĞLU: Ne yalan söyleyeyim: Kendisinden böyle bir performans beklemiyordum. “Küser” diyordum, “alınganlık yapar” diyordum, “bırakır” diyordum, “ahaliyle temas kuramaz” diyordum, “eleştiriler karşısında üzülüp demoralize olur” diyordum. Ama şaşırttı beni. Sabrediyor, koşturuyor, çabalıyor, çalışıyor, gitmedik şehir bırakmıyor, bir dakikasını bile boş geçirmiyor, en ters sorulara muhatap olmasını bile avantaja çevirmeyi başarıyor, aleyhinde yazılıp çizilenleri mesele etmiyor, tüm kışkırtmalara rağmen polemiğe girmiyor. Seçimin sonucu ne olur bilmiyorum ama Ekmeleddin İhsanoğlu kişisel olarak üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor.
SELAHATTİN DEMİRTAŞ: Seçim kampanyasında izlediği strateji, kullandığı üslup ve yaptığı esprilerle siyasi çizgisine en uzak kesimler nezdinde bile sempati kazandı. Hiç beklenmeyen kişilerden, “Oyumu Selahattin Demirtaş’a vereceğim” açıklamaları geliyor. HDP’nin “Türkiye’nin partisi” olma çabası, Demirtaş’ın kampanyası sayesinde çok büyük mesafe kat etti. İşte bu nedenle… Seçimin sonucu ne olursa olsun Selahattin Demirtaş ve HDP çizgisi büyük kazanç elde etmiş olacak…