Tayyip Erdoğan’ın elinde kendisini her daim haklı ve mazlum pozisyonda tutan öyle “mükemmel bir malzeme” vardı ki… Gereksiz eleştirilere girişmesine, insanların gaflarıyla alay etmesine, seviye düşürmesine, etnik kimlikleri ya da mezhepleri siyaset meydanına sürmesine falan zerre kadar ihtiyacı yoktu.
Fakat gelin görün ki… O eski “malzeme” artık yok. Din, diyanet, muhafazakârlık, yaşam tarzı, başörtüsü, inanç üzerinden Ekmeleddin İhsanoğlu’na söylenebilecek tek bir kelime bile yok. Demokrasi, başörtüsü, inanç özgürlüğü, beyaz Türklük, elitimiz üzerinden Selahattin Demirtaş’a da söylenebilecek tek bir kelime yok.
Üstelik “devlet” dediğimiz o kocaman organizma… Artık Erdoğan’a her daim çelme takmaya çalışanların değil Tayyip Erdoğan’ın avuçlarının içinde. Hal böyle olunca… Öfkesiyle, şahlanışıyla, haykırışıyla, bağırışıyla, ortalığı inletişiyle meşhur olmuş Tayyip Erdoğan, bu alanda elde ettiği o muazzam şöhretini korumak adına… Kime öfkelenecek, neden haykıracak, nasıl bağıracak, neyi temel alarak ortalığı inletecek?