Ahmet Erhan yazdı, Ahmet Kaya yargılandı
A

C. Hakkı Zariç
C. Hakkı Zariç
Şair, yazar ve editör. 1999’dan bu yana yazıları ve kitapları yayımlanmaktadır. Türkiye Yazarlar Sendikası ve Türkiye PEN Yazarlar Derneği üyesidir. Manos Kitap ve Yeni e dergisinde editörlük çalışmalarını sürdürmektedir.

Bugün de ölmedim anne…

Bu dize bir Ahmet Erhan şiirinin yapı taşını oluşturuyordu ve hepimiz kalbimizin bir yerinde o şiiri saklı tutuyorduk. Öldürmek aklımızdan geçmiyordu ya öleceğimiz bir hayatı yaşamanın gerçeği kahvelerde oturup çocuklarla konuşurken aklımızdan çıkmıyordu belki de..

Ahmet Erhan.

Ahmet Erhan’ın 1979’u not düştüğü bu şiir o yıl henüz 21 yaşındaki şairin Türkiye gerçeğine, memleketin gecesine ve sabahına yazılmış dizelerden oluşuyordu.

Yüreğimi bir kalkan bilip, sokaklara çıktım
Kahvelerde oturdum; çocuklarla konuştum
Sıkıldım, dertlendim, sevgilimle buluştum
Bugün de ölmedim anne

Ahmet Erhan’ın ilk kitabı Alacakaranlıktaki Ülke 1981’de Yeni Türkü Yayınları’nca yayınlanmıştı. ‘Trabzonlu Delikanlı’ Yaşar Miraç’ın kurduğu yayınevi 12 Eylül darbesine ve generallerine başı dik bir yanıt olarak söz aldı ve yayınladığı her kitapta bu devrimci ısrarını sürdürdü.

Ahmet Erhan ilk kitabıyla aynı yıl Behçet Necatigil Şiir Ödülü’ne değer görülecekti ve ödül töreninde Edip Cansever şöyle seslenecekti ona: “Evlat ne çok bahsetmişsin, daha gençsin oysa, kimden öğrendin ölümü?”[1]

Yeni Türkü Yayınları’ndan çıkıp da bugün okumadığımız tek bir şiir kitabının olmaması, bir onur nişanı olarak hepimizin kalbinde yaşamakta.

Bir şiir, bir şarkı ve tazminat

Ülker Sokak, 14/2 adresinde konaklayan ve artık bir İstanbul sakini sayılan Ahmet Erhan, Ankara yıllarını geride bırakıp gönüllü sürgüne çıkmıştı. Balkon denen aralıktan sokağa bakıp gece gündüz koşturan kalabalığın telaşından yorulmuş muydu, emin değilim. Ama geride bıraktığı şehrini özlediğine her arkadaşı tanıktı.

Parmak damgasının mülkiyete yettiği bir çağda
Yüreğini kâğıtlara basmanın bedeli

Otobiyografi şiirinin,

Gibi okunmayan, gibi tozlu, gibi gülünç

dizesinde böyle demiyor muydu zaten?

Ahmet Kaya ile davalık olmuşlardı ve Ahmet Erhan telif için açtığı davayı kazanmıştı. Bu davadan yedi sekiz yıl sonra tanışmıştık şairle…

Yaşamın konuşulan en eski lehçesi‘yle olmasa da sordum kendisine, hatta bu mevzuyu her konuştuğumuzda mahcup oldu, gözleri doldu Ahmet Erhan’ın. Ne zaman Ahmet Kaya’dan bahsetsek daima sevecenlikle andı sanatçıyı.

Aralarında geçen telefon konuşmalarındaki bıçkınlık bir yana, davalık oldukları ve ‘Bugün de ölmedim anne‘ şiirini izinsiz kullanması nedeniyle Ahmet Kaya’nın rekor düzeyde tazminat ödemek zorunda kaldığı hepimizin malumuydu.

1990’ların ortalarında şarkının içinde Ahmet Kaya’nın sesiyle dinlediğimiz şiir, kasetteki en beğendiğimiz kısımdı belki de…

Ahmet Kaya’nın dar zamanlara inat çıkardığı Sevgi Duvarı kasetinde ilk olarak adı kaset kapağında da yer alan, Nihat Behram’ın şiirinden bestelenmiş ‘Dardayım‘ yer alıyordu. Sonrasında Ahmet Erhan şiiri geliyordu ve Ahmet Kaya şiiri olduğu gibi okuyordu. Ama Ahmet Erhan’ın adı kaset kapağında yoktu ve telifi ödenmemişti.

Dava açıldı. Avukat Ünsal Piroğlu üstlendi Ahmet Erhan’ın avukatlığını, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde süren dava sonucu Ahmet Kaya 300 bin, yapım şirketi Barış A.Ş. ise 400 bin lira tazminat ödemeye mahkum edildi. Temyiz sonucu Yargıtay yerel mahkemenin kararını onayınca ‘telif haklarına ağır saldırı’ kesinleşip tazminat ödendi.

Henüz hiçbir yerde yayımlanmamış ancak Murat Kocak’ın çıkarmaya devam ettiği Bozkır Şiir Yaşam’ın  2026 İlkyaz sayısında yayınlanacak Mahzun Doğan’ın yazısından aktarıyorum:

Dava sonucu ve Piroğlu’nun açıklaması, Burhan Günel’in yönettiği Karşı Dergisi’nin Kasım 1993 tarihli 79. sayısının arka kapağı içinde ‘Telif Haklarında Rekor Tazminat’ başlığıyla yer aldı. 30 Temmuz 1995 tarihli Siyah Beyaz Gazetesi’nde ise Attila Aşut’un ‘Ahmet Kaya’dan Ahmet Erhan’a yüklü tazminat’ başlıklı haberi yayımlandı. Yaklaşık iki yıl sonra yaniBilgiler bölümü ayrı kaleme alınmış da, Piroğlu’nun söyledikleri neredeyse sözcüğü sözcüğüne aynı. Ayrıca, Aşut’un haberinde dava tarihinden söz edilmediği için okurda sanki dava haberin yayımlandığı tarihte (Temmuz 1995) yeni sonuçlanmış yanılsaması yaratıyor. Benim gibi olayı önceden anımsamayan ya da Karşı Dergisi’ni görmemiş olanlar bu yanılsamaya düşüyor doğal olarak.

Bir de, Attila Aşut’un Siyah Beyaz’daki haberinde, diğer bilgiler doğru olmakla birlikte, şiirin kasette ‘Eylüle İsyan Gibi’ adıyla, yani orijinal adının dışında kullanıldığı bilgisi var ki, bu yanlış. ‘Eylüle İsyan Gibi’ kasetteki ikinci türkü. Ahmet Erhan’la ilgisi yok. Ahmet Erhan şiiri, ilk türkünün ardından şiir olarak okunuyor.

Sonra ne oldu?

Bu soruya yanıt aradık elbet, “Abi sonra ne oldu?” dedim… O zamanki ailesinin geleceği ve sakinliği için girişimlerde bulundu Ahmet Erhan. Ahmet Kaya da birkaç demecinde bu meseleye değindi…

Kaset çıkar çıkmaz satışlarda ilk sıraya yerleşmiş, uzun süre yerini korumuştu. Bu rekor tazminat belki de edebiyat tarihimizde bir şairin görüp görebileceği en yüksek tazminattı.

Azer Yaran, Murat Kalaycıoğlu, Yaşar Miraç, Ahmet Erhan, Cahit Külebi, Hüseyin Ferhad.

Ülker Sokak’taki evinde oturup dem tuttuğumuzda, bazen Ahmet Kaya dinlerdik. O zaman sesi mahcuplaşır ve Ahmet Kaya’ya sonsuz bir saygı ve hoşgörüyle eşlik ederdi Ahmet Erhan…

Beyoğlu Belediyesi keşke Ahmet Erhan’ın Ülker Sokak’ta yaşadığı eve ‘Şair Ahmet Erhan bu evde yaşadı’ diye bir levha çaksa…

Arada Yoğurtçu Parkı’na doğru inerken Burhan Günel’in yaşadığı sokaktan geçip Kadıköy’ün tenha bir evinde adına çakılan levhayla göz göze gelerek kendisine selam veriyorum…

8 Şubat Ahmet Erhan’ın doğum günü. Kendisiyle yaşlananlara ‘moruk‘ diyordu bir şiirinde. Seviyoruz kendisini. Artık aramızda olmasa da yeni yaşını kutluyor ve bize bıraktığı şiirleri için saygı ve kıymetle anıyoruz Ahmet Erhan’ı.

Akdenizli şaire, bozkır çocuğu karayağıza, Ahmet’e ve Erhan’a hatta Erhan Bozkurt’a ama ısrarla Ahmet Erhan’a bin selam olsun…


[1] Aktaran: Adnan Özer, Ahmet Erhan’ın bütün şiirlerinin ilk cildi Burada Gömülüdür kitabının sunuş yazısından.