Kültür hayatında ve sanatta büyük hamleler yapamıyoruz. Elimizde Dede Korkut destani hikâyeleri gibi bir edebiyat şaheseri var fakat bunu müzikli sahne oyunlarıyla, ihtişamlı filmlerle, görsel şölenlerle toplumumuza ve dünyaya sunamıyoruz.
Elimizde Ergenekon gibi, modern sanat teknikleriyle görsel harikalar yaratmaya müsait bir destan var ve biz bundan yaralanamıyoruz. Yararlanmak bir yana böyle bir değerden çoğumuzun haberi bile yok.
Müziğiyle, danslarıyla, yemekleri ve şölenleriyle, kıyafetleriyle, tabiat güzellikleriyle muhteşem bir Türk Dünyası gerçekliğimiz var fakat bunu görsel ve müzikli sanat gösterilerine çeviremiyoruz.
Uygur Türklerinin Dolan Meşrep gibi bir sahne oyunları var. Özbeklerin surnaylı kernaylı dans gösterileri var. Kırgızların Manas’ı, Kazakların Alpamıs’ı, Tatar ve Başkurtların bozkırın sesini yansıtan kurayları var. Azerbaycan’ın Üzeyir Hacıbeyli’si, Köroğlu, Leyli Mecnun, Arşın Mal Alan operaları var. Bütün bunlardan küçücük bir esinti, bir ilham nedense bizim sanatçılarımıza uğramıyor.