Suriye’de Kürt devletinin kurulmasını desteklemediklerini belirten ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Tony Blinken, “Suriyeli Kürtler ile Türkler arasında bir seçim yapmak söz konusu değil. Türkiye bizim partnerimiz ve müttefikimiz” dedi.

Cumhuriyetten Pınar Ersoy’a bir mülakat veren Blinken, Suriye’de iki konunun çok kritik olduğuna dikkati çekti: “Öncelikle Türkiye sınırı, IŞİD’e hayatı zorlaştırmak adına çok önemli. Türkiye, sınırın kendi tarafını toparladı. İkincisi, Suriye’de Fırat Nehri’ne kadar sınır geçişleri IŞİD’den alındı. Şimdi geriye kalan nehrin batısında küçük bir bölüm. Türklerle sahadaki bileşenleri, bu sınırı geri almak için nasıl destekleyebileceğimize bakıyoruz.”
‘Sahadaki ortaklar Araplar olacak’
Sahadaki bileşenlerin Suriyeli Araplar ve ılımlı güçler olduğunu söyleyen Blinken, Türkiye’nin rahatsızlık duyduğu Suriyeli Kürtlerin oyun dışı kalacağını şu sözlerle anlattı: “Kürtler, Fırat Nehri’nin doğusunda önemli rol oynadı. Ancak sınırın Fırat Nehri’nin batısında kalan kısmı için sahadaki ortaklar Araplar olacak. Türkiye bizim yakın ortağımız, müttefikimiz. Kuzey Suriye’de, Suriye Arap Koalisyonu ile çalışıyoruz, Suriye’deki birçok grup gibi Demokratik Birlik Partisi’yle de (PYD) iletişim halindeyiz. Ancak Suriyeli Kürtler ile Türkler arasında bir seçim yapmak söz konusu değil. Türkiye bizim partnerimiz ve müttefikimiz.”
Bağımsız bir Kürt devleti ya da otonom bir bölgeyi desteklemediklerini, aksine birleşik bir Suriye hedefiyle hareket ettiklerini vurgulayan bakan yardımcısı, Kürtlerin, Amerikan yardımının ellerine ulaştığını deklare ettiğinin hatırlatılması üzerine şöyle konuştu: “Bizden direkt yardım almadılar. Bizim yaptığımız yardım Kürtlere değil, Suriye Arap Koalisyonu’na oldu.”
‘Medya alanındaki son gelişmeler bizi endişelendiriyor’
Türkiye’nin daha önce IŞİD’e yardım ettiğine dair iddiaların olduğunun sorulması üzerine ise Blinken, suçlamaları gördüğünü ancak direkt bir kanıt göremediğini söyledi.
Türkiye’nin demokratik standartlarını da değerlendiren Blinken, sözlerini şöyle tamamladı: “AGİT’in, özellikle seçimlere giden süreçte medya ortamıyla ilgili ciddi endişeler dile getirdiğini gördük. Bunlar bizim de paylaştığımız ve Türk hükümetine ifade ettiğimiz endişeler. Özellikle medya grupları ve gazetecileri korkutma ve baskı çabaları… Türkiye’nin kendi yüksek standartlarına uygun yaşamasını umuyoruz. Medya alanındaki son gelişmeler bizi endişelendiriyor…”