Yandaş takımına yöneltilen iktidar baskısı, onların zekâsını da hiçe sayıyor ve bu saçmalığa itiraz etmek yerine alabildiğine desteklemek, bu kitlenin mâsumiyetini azaltıyor; onlara bir mânâda Soma madenlerine çalışmak ve evlerine ekmek götürmek zorunda kalan işçi muamelesi yapmanın sürdürülebilirliği yok. Ya havuç, ya sopa! Doğrusu ne havuç ne sopa! Yandaşlarını ancak korkutarak bir arada tutan bir siyasi aklın en büyük kâbusu, onları günün birinde bir “vatandaş” kimliği içinde görmektir; “Ben sadece seçmen değil, aynı zamanda bir vatandaşım” diyen insanları, “Almanlara demokrasi dersi verdik” saçmalığına inandırmak kolay mı?